‘Mısır’ın Gizemleri’ Kategorisi için Arşiv

Özbekistan'da Bir Mağaradaki Dergi Sayfası???

30 yıl kadar önce dünya-dışı ziyaretçiler tartışması Batı’da Daniken ile gündeme gelmiştir. Aradan geçen süreye rağmen teorinin hala sıcaklığını korumakta olduğunu görüyoruz.

1970li yıllarda Erich Von Daniken’in ” Chariots of the Gods? – Tanrıların Arabaları” adıyla ülkemizde de olay yaratan kitabı oldukça popülerdi. Bir çok kimse tarafından kabul gören yazarın teorisine göre İnsanlık en eski çağlarından beri kozmik ziyaretlerle karşılaştı. Uzaylıların bu ziyaretleri insanlığın efsane ve geleneklerinde korunmuştur. Daniken’e göre bu ilk ziyaretler tarihöncesi çağlarda başlamış ve insanlığın gelişiminde önemli bir etken olmuştur. Bu görüşe göre şimdilerde kaybolmuş bir ırkını öyküleri sayısız antik öyküde anlatılmaktadır. Lemurya, Atlantis ve Nazca tüm bu antik temasların sonucuna dair anlatılar içerir. Daniken’in bu önermelerinden sonra benzeri sayısız kitap ve makale yazılmaya başlanmıştır. Böylece Antik Çağ astronotlarına dair ayrı bir edebiyat ve kurgu dalı ortaya çıkmıştır.

Daniken 14 Nisan 1935 yılında İsviçre’nin Zofingen kasabasında doğdu. Öğrencilik yıllarında antik kutsal yazmalardaki öykülerle büyülendi. Ancak meşhur kitabını İsveç’teki çalıştığı bir otelde yazabildi. Otel müşterilerine yazdığı kitaptan bahsettiğinden hepsinin ilgisini uyandırması doğru yolda olduğu kanısını uyandırdı. Kitabına ” Gelecekten Anılar ” ismini koyduysa da yayıncısı bu ismi beğenmedi ve Tanrıların Arabaları olarak düzeltti. Kitap prehistorik çağlarda dünyaya gelen uzaylı zekaların insanlık medeniyetini kurduğunu iddia etmekteydi. Kaynak olarak eskinin anlatılarını, tarihi yapımları ve efsaneleri kullanmaktaydı. Folklorik bu alt yapı kitabın ilginç iddiasına ayrı bir egzotizm katıyordu. Ancak Daniken teorilerine dayanak yaptığı kanıtlarını gelişigüzel çok incelemeden seçip kontrolsüz bir biçimde sunuyordu. Üniversite çevresinden gelmemiş olması ona bu hakkı veriyordu.

Kendisine sorulduğunda ‘ben bir şeyler iddia etmiyorum, sadece sorular soruyorum’ diyordu.

Kitabında Ahit Sandığını dev bir elektrik kondansatörü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor, Nazca düzlüğündeki ancak yukarıdan görülebilen devasa çizimleri kozmik ziyaretlerin gerçekleştiği hava limanları olarak anlatıyordu. Daniken’in mağara Özbekistan’da mağara duvarına çizildiğini iddia ettiği Uzaylı-Tanrı resimlerinin daha sonra yakın tarihte bir Fransız derginin benzer konuda yazdığı makalenin illistrasyonu olduğu açığa çıkıyordu. Bir yandan Velikovsky’nin teorisini savunuyor diğer yandan Venüs gezegeninin eski insanlar tarafından tanındığını iddia ediyordu. Konuya ilgi artıkça ve enformasyon çoğaldıkça kendisi de sonraki kitaplarında geri adımlar atıyor, bazen yanıldığını ikrar ediyordu.

Aslında ona ait olduğu iddia edilen teori ilk olarak 1950-60 lı yıllarda Ruslar tarafından tartışılmış, kendinden önce bir çok batılı okültist yazar tarafından ileri sürülmüştü. Raymond W. Drake’ın beş kitaplık Gods and Specemen? serisi bu kitaplar içinde en çok okuyucu bulandı. Pauwels ve Bergier’in ” Büyücülerin Sabahı ” ( Bu kitap Türkiye’de Evrenin Sahipleri ve Almanya’da 3000 yılına Doğru ismi ile yayınlanmıştır) isimli yapıtından hiç bahsetmeyen Daniken tüm dayanaklarını bu kitaptaki teorilerden alıyordu.

Daha sonraları, aynı konuda benzer veya tamamlayıcı başka çalışmalar da yapıldı. Bunlardan bir Alan Alford isimli yazarın çalışmalarıydı ki, önce uzaylıların dünyaya medeniyet getirdiğini iddia eden yazar, daha sonra aynı materyalleri kullanarak eski çağlarda göksel bir felaket yaşandığını medeniyetlerin bundan etkilendiği söylemeye başlamıştır. Daha sonra teorisindeki delikleri fark ederek, gene aynı kaynakları baz alıp bu kez aslında böyle bir göksel afetin hiç bir zaman olmadığını insanın kendi benliğinde var olan korkuları ile bunun yarattığını ve medeniyetini buna göre biçimlendirdiğini ileri sürmeye başladı. Yazar durmadan çark ediyordu.

1994 yılında ” The Orion Mystery ” (Türkçe Tanrıların Evi Orion’da adı ile yayınlanmıştır) adlı ortak çalışmalarında Robert Bauval ve Adrian Gilbert Eski Mısır medeniyeti ve halkının Orion (Avcı) Takımyıldızından gelen ziyaretçilerden ortaya çıktıklarını savunmuşlardır. Gilbert ve Bauval takdir edilecek bir buluş yapmışlardır. Üç büyük piramit Orion Takımyıldızının kemer kısmını oluşturan üç yıldız ile aynı konumda ve oranlı uzaklıkta olduklarını fark etmişlerdir ki, bu fikir Mısır bilimcileri tarafından da kabul görmüştür. Orion teorisi ziyaretçilerin Orion Takım yıldızından geldiğini ve Avcı takım yıldızının bu yüzden tüm insanlığın ortak ilgisini çektiğini iddia etmekteydiler. Erich von Daniken

Antik çağ Mısır halkı Osiris isimli Tanrıyı kutsal sayarlardı. Osiris “Şa” isimli kozmik isimle anılırdı. Mısır dilinde bu Orion Takımyıldızını temsil etmekteydi. Gilbert ve Bauval piramitlerin yüzeyinde garip bir şaft buldular. Bu alanın ölen firavunların ruhlarının yeniden geldikleri Orion takımyıldızı yönüne gönderilmesi için düşünüldüğünü söylediler. Bu görüş dünyanın yörüngesinin değiştiği gerçeği ile çok örtüşmemekte ve farazi bir teori olarak görülmektedir.

Böylece daha yeni yeni Danikenler ortaya çıkmaya devam etti. Tanrıların Arabaları kitabından sonra Daniken yaklaşık 30 kitap daha yazdı ve 60 milyon kopya sattı. O yolculuk yapmaktan, yeni fikirler üretmekten, televizyon programlarında kendi teorilerini görmekten keyif alıyor olmalı.

Hezekiel

2003 yılında onun teorilerine kaynaklık eden obje ve verilerin gösterildiği kendi projesi olan “Mysteries of the World Theme Park – Esrarengizlikler Parkı” hizmete açılmıştır. Bu yaşlı adam kendi teorilerini kanıtlamakta zorlansa bile arkeolojiye katkısı kadar yarattığı sektör ile de takdiri hak etmektedir.

(SAKLI SİTE)

deforme kafatası

Eski medeniyetler neden deforme kafa yapılı insanlar üretmeye ve bunları yönetici aileler olarak kabullenmeyi tercih ettiler.

Rus arkeologlar Sibirya’da gömülü bir dizi uzatılmış kafatası buldular. Ancak bunlar bu tür bulunan ilk kalıntılar değildirler.

Aşağıdaki film bu kazıya ilişkindir:


Uzatılmış kafatasları dünya çapında bir çok kültürde rastlanılan bir olaydır. Bugünkü Irak topraklarında M.Ö. 45.000 tarihlerine kadar geri giden buluntulara rastlanmıştır. Bu insanlar henüz bebek iken kafalarına müdahale edilerek kafatası yapısı deforme edilmekteydi.

Deforme edilerek uzunlaştırılmış bu kafatasları ile trepanasyon adı verilen kafatasları üzerinde benzer aletlele ve aynı nitelikteki ameliyatlar dünyanın her yerinde yapılan kazılarda ortaya çıkmaktadır. Birbirlerinden kıtalarca uzakta olan kültürler nasıl oluyor da aynı deformasyonu yönetici ırk olarak seçiyor ve aynı aletlerle aynı kafatası bölgelerinde mağara şartlarında ameliyatlar yapıyorlardı. En önemlisi amaçları neydi? Bu arkeoloji bilminin en önemli sorularından biridir.

Ocak 2009 ayında Sibirya’daki kazıda çıkarılan kafatasları da bunlardandır. Bunların tümüyle insan ırkına ait olduğu kabul edilebilir mi? Ya bu kafataslarının bir kısmı dünya-dışı medeniyetlerle teması kanıtlamaktaysa?
Amarna Prens HeykeliAntik Mısır’ın uzun kafatası yapısı ile hemen dikkati çeken Akhenaten sülalesi tarafından bir dönem yönetildiği ve bu ailenin yönetimi sırasında dini bir reform gerçekleştirilmeye çalışıldığı bilinmektedir.

mane

Mısır’ın Deir el-Bahri Tapınağında yüzyıl kadar önce bulunan ve binlerce yıldır çığlık atan mumyanın sırrı bir türlü çözülemiyor.

1886 Temmuz’unda Eski Mısır Antikaları Bölümünde görev yapan meşhur arkeolog Gaston Maspero Krallar Vadisi yakınında Deir el-Bahri denilen bölgede umyalanmış kraliyet mumyalarını toprak üzerine çıkarmakla meşguldü.

Bir plan içerisinde yürütülen çalışma sırasında açtığı lahit araştırmacıları şok etti. Mezarın içinden keçi derisine sarılmış genç bir Mısırlının mumyalanmış bedeni çıkmıştı. Bu mumya şu ana kadar bulunan tüm mumyalardan farklıydı. Bir kere keçi derisi mumyalamada kullanılmamaktaydı ve bu garip mumya çığlık atar pozisyondaydı. Elleri ve ayakları birbirine kenetlenmiş mumyanın yüzünde korkunç bir ızdırap aynen korunmuştu.

Bu yüzden de bu mumyaya “çığlık atan mumya” adı verildi.  Hala kim olduğu bilinemeyen bu ceset Man E (Bay E.) olarak isimlendirildi ve yanmış vucudunun sırrı hala çözülemedi.

Maspero, bu cesedin duruşu ve vucudunun çıkartılan kısımlarını göz önünde olarak kesinlikle zehirlenmiş olduğu şeklinde bir sonuca varıp bunu günlüğüne not düştü. Ancak bu mumyanın kimliği ve ölüm sebebi Ejiptologlar için hala bir sır olarak kaldı. Belki de sırrın çözülememesinin en önemli sebebi 2004e kadar bu mumya üzerinde araştırma yapılmasına izin verilmemiş olunmasıdır…

(SAKLISİTE)

118nci Piramit Bulundu…

Yayınlandı: 11 Oca 2009 / Mısır'ın Gizemleri

piramid

Mısır’da 4300 yıllık, 5 metre uzunluğunda yeni bir piramit bulundu

Mısır’ın baş arkeoloğu Zahi Hawass, Kahire’nin 19 kilometre güneyindeki Sakkara kentinde yaklaşık 4300 yıllık yeni bir piramit bulunduğunu açıkladı. Mısır’ın en eski başkenti Memphis’te hüküm süren kralların gömülü olduğu mezarlık alanının bulunduğu Sakkara’daki kazı alanında yapılan açıklamada, piramidin Eski Krallık döneminde 6. Hanedanın kurucusu olan Kral Teti’nin annesi Kraliçe Sesheshet’e ait olduğu belirtildi.