Yüzüklerin Efendisi’deki Hobbitler Gerçek mi?

Yayınlandı: 11 Oca 2009 / Antropoloji, Bilimkurgu Edebiyat, Bilinmeyen Dünya

hobbits

“Endonezya’nın tropikal Flores adasında iskeleti bulunan Hobbit insansısının karmaşık aletler yapabilecek bir beyin yeteneğine sahip olduğu fikrini güçlendiren bir araştırma saygın Nature dergisinde yayımlandı. Bilim insanları, boyu bir metreyi geçmeyen ve kafatası ancak greyfurt büyüklüğünde olan ‘Homo Floresiensis’ insansı canlısının yeterince zeki olmadığını varsayıyordu. Bu teze göre, Hobbit’in ayrı bir tür değil, genetik hastalığa maruz bir insan türüydü. Ancak yeni araştırma Hobbit’in insanoğlunun bir tür akrabası olabileceğini savunuyor.

Araştırmayı yürüten Australian National University antropoloğu Adam Brumm, beynin küçüklüğüne dair iddiaları reddederek Hobbit’in sanılan aksine, şempanze türlerinden çok daha gelişmiş kendi çapında bir kültür ve sosyal kodlar geliştirecek kadar yetenekli olduğunu vurguluyor. Brumm ve ekibi Hobbit’in insanoğlunun soyağacında yeni bir dal olduğunu savunuyor.

Brumm, Hobbit iskeletinin bulunduğu bölgedeki bazıları 800 bin yıllık olan aletleri karşılaştırdı. Bu aletler arasında bitkileri ve hayvan derisini soymaya ve tahta oymaya aletler bulunuyor. Brumm, bölgedeki alet teknolojisinde zaman için bir tutarlılık ve süreklilik gözlemlendiğinin altını çiziyor.

SOYUNUN NE ZAMAN TÜKENDİĞİ DE BELLİ DEĞİL
Homo floresiensis’in 12 bin yıl önce büyük bir volkanik patlamayla yeryüzünden silindiği düşünülüyor, ancak, adaya gelen Hollandalı denizcilerin 18’inci yüzyılda Hobbit’e benzer bir yaratığa rastladıklarına dair günlükleri bulunuyor. Hobbit’in modern insanın atası Homo erectus’tan gelen farklı bir tür olduğu tezi antropoloji dünyasında büyük tartışma yaratmıştı. Bazı uzmanlar Hobbit’in beynin alet yapacak yetenekte olmadığını öne sürmüştü. “

Kaynak: Makale İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır.

homofloresiensis-ayak homofloresiensis-mandible

Endonezyalı bir bilim adamı, Flores Adası’nda fosilleri bulunan cüce Hobbit canlısının sanıldığı gibi ayrı bir canlı türü olmadığını ve homo sapiens’in bir alt türü olduğunu savunuyor. Gajah Mada Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Teuku Jacob, Hobbit canlısının abartıldığını ve fosil buluntuları üzerinde yapacağı deneylerle türün insanoğlu ile benzerliklerini göstereceğini ifade etti. Dr. Jacob’a göre, Hobbitler, homo sapiens’in bir alt türü.

HOBBİT BULGULARI ABARTILDI’
Dr. Jacob, Hobbitler ile homo sapiens’lerin akraba olduğunu ve Okyanusya adalarında yaşayan insana yakın bir alt grup olduğunu öne sürüyor. Fosillerin ayrı bir tür gibi sunulmasını eleştiren Dr. Jacob, “Bunlar zaten ‘Austrolomelanesid’ ırkı olarak tanınmış durumda, neden yeni bir ad veriliyor?” şeklinde konuştu. Dr. Jacob, söz konusu fosilin açıklandığı üzere 30 yaşlarında bir dişiye değil, 25 yaşlarında bir erkeğe ait olduğunu iddia ediyor. Aynı iddiaya göre, Hobbit canlılarının kafataslarının küçük olması, tür farkının değil, bulunan iskeletin sahibinin gelişmemiş bir beyne sahip olduğunun kanıtı.

HALA YAŞIYOR OLABİLİRLER
Avustralyalı bilim adamları geçen ay yaptıkları bir kazıda 1 metre boyunda küçük kafalı insansı bir türün fosillerine rastlamıştı. Bilim dergisi Nature’da yayımlanan makalede bilim adamları, Hobbit türünün 2.5 milyon yıl öncesinde Afrika kökenli olup, bugünkü Endonezya’ya bağlı Flores Adası’nda yaşadıklarını savunmuşlardı. Yerel efsanelerden derlenen bulgulara göre, Hobbit canlıları 100 yıl öncesine kadar adadaki tropikal ormanlarda hala yaşamlarını sürdürüyorlardı.
(NTVMSNBC)

Yüzüklerin Efendisi adlı eserin yazarı J.R.R. Tolkien’e göre ise; “Hobbitler pek kendilerini göstermeseler de kadim bir halktır. Eskiden şimdikine nazaran daha kalabalıklardı; çünkü barışı, huzuru ve iyi sürülmüş toprağı çok severler: Hobbitlerin en çok sevdikleri uğrak yerleri derli toplu, güzelce ekilip biçilmiş kırlık yerlerdi. Alet kullanmada maharetli olmalarına rağmen demirci körükleri, su değirmenleri veya el dokuma tezgahlarından daha karmaşık makinalardan anlamazlardı; hala anlamazlar ve sevmezler. Eski günlerde dahi, “Büyük Ahaliden” -bize böyle derlerdi- genellikle uzak dururlardı; şimdi ise korkuyla kendilerini bizden sakınmaya başlamışlardır ve artık hobbitleri bulabilmek çok zordur. Kulakları delik, gözleri keskindir ve yapı olarak kilo almaya müsait olmalarına ve gereksiz yere acele etme eğilimleri olmamasına rağmen yine de hareketlerinde çevik ve marifetlidirler. Her şeyden önce, karşılaşmak istemedikleri iri halktan biri patavatsızca yollarına çıkarsa hızla ve sessizce kaybolma sanatına sahiptirler ve bu sanatı o kadar geliştirmişlerdir ki insanlara büyücülük gibi gelebilir. Fakat aslında hobbitler hiçbir zaman, hiçbir çeşit büyüyle uğraşmamışlardır; bu ele geçmezlikleri de tamamen soya çekim, idman ve toprak ile olan yakın bir dostluğun onlara bahşetmiş olduğu, daha iri ve daha hantal ırklar tarafından taklit dahi edilemeyen profesyonelce bir hünerden kaynaklanmaktadır.

Çünkü bunlar cücelerden de ufak tefek, minik bir halktır; yani cücelerden daha kısa boylu sayılmasalar da, pek o kadar sağlam yapılı ve tıknaz değillerdir. Boyları hobitten hobite değişir, bizim ölçülerimize göre 60 santim ile 120 santim arasındadır. Günümüzde bir metreye pek nadiren ulaşmaktadırlar; fakat kendi söylediklerine göre artık küçülmeye başlamışlardır, eski günlerde daha uzun boylu imişler. Kırmızı Kitap’a göre II. İsengrim’in oğlu Bandobras Took (Boğakükreten) bir buçuk metre kadarmış ve ata bile binebiliyormuş. Bütün hobbit kayıtlarında onu sadece eskinin iki ünlü şahsiyeti geçebilmiştir; fakat bu ilginç olay, zaten bu kitapta anlatılacaktır.
Bu öykülerle ilgisi olan Shire’lı Hobbitlere gelince, barış ve refah günlerinde onlar mutlu bir halk idi. Başta sarı ve yeşil olmak üzere canlı renkler giymeyi sever, fakat ayaklarının köselemsi tabanları olduğu ve üzerleri genellikle kahverengi olan saçları gibi sık kıvırcık tüylerle kaplı bulunduğu için çok nadiren ayakkabı kullanırlardı. O yüzden aralarında pek gelişmemiş olan tek zanaat kunduracılıktı; fakat uzun ve maharetli parmaklara sahiptiler ve bir çok kullanışlı ve zarif eşya yaparlardı.Yüzleri genellikle güzelden ziyade neşeli, ablak, gözleri parlak, yanakları kırmızı, dudakları her an gülmeye, yemeye ve içmeye hazır olurdu. Sık sık ve gönülden gülerler, her zaman için en basit şakalardan hoşlanırlar, (ve imkan buldukça) günde altı öğün yemek yerler, içerlerdi. Dost canlısıydılar, partilere ve cömertçe hediyeler alıp vermeye bayılırlardı.

Zamanla uzaklaşmış olmalarına rağmen hobbitler ile aramızda bir akrabalık olduğu açıktır: Bize elflerden hatta cücelerden daha yakındırlar. Hobbitler eskiden insanların dillerini konuşurlarmış kendi usullerince ve genellikle insanların hoşlandıkları şeylerden hoşlanır, hoşlanmadıklarından hoşlanmazlarmış. Fakat aramızdaki akrabalığın tam olarak ne olduğunu bu zamandan sonra bulmak mümkün değildir. Hobbitlerin başlangıcı artık kaybolmuş ve unutulmuş olan Eski Günler’e dayanır. Sadece elfler hala o yitip giden zamanların kayıtlarını saklarlar ve adetlerine göre de neredeyse sadece tamamıyla kendi tarihleriyle ilgilenirler ki bunun içinde insanlar çok az görünür, hobbitlerin ise hiç sözü edilmez. Yine de, diğer halkların onların varlığını fark etmesinden epey yıllar öncedir hobbitlerin Orta Dünya’da sessiz sakin yaşamakta olduğuna şüphe yok. Ve sonuç olarak dünya sayılamayacak kadar garip yaratıklarla dolu olduğu için bu minik halk pek de önemli görülmemiştir. Fakat Bilbo ve varisi Frodo’nun zamanında aniden, kendi istekleri dışında hem önemli hem de ünlü oluverip Ariflerin ve Uluların aklını karıştırmışlardır.”

Hobbitler ,veya büyük ırkların onları adlandırdığı şekilde buçukluklar, kısa boylu çoğunlukla da dolgun kişilerdir, nerdeyse küçük bir insan gibi.Yüzleri geniş ve yuvarlaktır ve sıklıkla oldukça kırmızı. saçları tipik olarak kıvırcıktır ve ayaklarının üstleri kaba bir şekilde kıllarla kaplıdır. Mümkün olduğu sürece ayakkabı giymemeyi tercih ederler. Ortalama yaşam beklentileri 90-100 yıl kadardır.
Hobbitler azimli ve çalışkanlardır, ayrıca genel olarak durgun ve sakinlerdir. Geneli düşünecek olursak sıcak evlerinin konforunu tehlikeli maceracılığa tercih ederler. İyi yaşamdan, hoyrat şakalardan ve evde anlatılan hikayelerden zevk alırlar. aslında bazen biraz can sıkıcı olabilirler.Hobbitler cüretkar ve şımarık değildirler fakat arkadaş ortamlarındaysalar uyum sağlayan ve muhabbet eden tiplerdir. Hobbitler zenginliği sadece o çok hoşlandıkları konforu elde etmenin bir yolu olarak görürler. Aşırı cesur veya hırslı olmamalarına rağmen ihtiyaç olduğu zamanlarda dürüst ve çalışkan bir tutum izlerler.
Günlük işlerinin çoğunu yüzeyde yapmalarına rağmen hobbit evleri iyi döşenmiş oyuklardır. Her ne kadar bunu bir lütuf olarak yaparmış gibi gösterseler de elfler çoğunlukla hobbitlerden hoşlanırlar. Hobbitlerin bir nevi yumuşak ve zararsız olduklarını düşünerek cüceler onları neşeyle hoş görürler. Gnomlar ,daha fazla içip daha az yiyor olsalar da, hobbitleri en seven halktır, onların kafa dengi ruhları olduğunu hissederler. Hobbitler diğer üç ırkın her birinden de daha açık ve canayakın oldukları için diğer ırklarla çok daha iyi geçinirler.
Hobbitlerin üç kolu vardır:Kıllıayaklar,Samanpostlular ve Ülkenler.Kıllıayaklar en sık görülen turdur.
Hobbitlerin uzak mesafe fırlatmalı silahlara karşı doğal bir yetenekleri vardır. Taş fırlatma pek çok hobbit çocuğunun favori sporu ve oyunudur. Oldukça sessiz yürürler, büyük ırklardakiler hobbitler bir mekanı terk ettiğinde büyüyle ayrıldılar sanabilir. Aynı mantıkla bir hobbit yanına yaklaşınca sürprizin etkisi ile ödleri patlayabilir.
Soylarının gelişimine göre bazı hobbitler gece görüş yeteneğine sahip olabilir. Saf Ülken kanına sahip olanlar geceleri önlerini bir elf kadar rahat görebilirken, Ülken karışımı bir hobbit de belli bir derecede saf bir Ülken kadar olmasa da gece görüşüne sahip olabilir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki hobbitlerin kendi başlarına devlet kurdukları görülmemiştir, yani bir hobbit ülkesi. Bunun nedenine gelince tarihin gelişimi boyunca pek çok kere kısa boyları ve rahatına düşkün yapıları büyük ırklar(özellikle insanlar) tarafından hobbitlerin iyi savaşamadıkları şeklinde yorumlanagelmiş ve hobbitlerin yaşadığı toprakları işgal etme girişimleri yaşanmıştır. Doğrusu bu girişimlere nadiren hobbitler tarafından bir ordu toplayarak karşı saldırı veya savunma ile cevap verildiği görülmüştür. Büyük ırklar bu durumlarda ırkın “zayıf” olmasının yanı sıra savaşı kaldırabilecek bir mideye de sahip olmadıkları gibi ikinci bir yanlış yoruma gitmişlerdir. Tüm bunlar olduktan sonra işgalci büyük halkın hükmetme zamanı gelenlerden ülkeyi kötü yönetenler, zulmedenler yani buçuklukların rahat yaşantılarını bozanlar kendilerini daha ne olduğunu anlamadan hüküm hakkını başka bir ırka kaptırmış buldular.Nedenini siz de tahmin ettiniz:Hobbitler. Evet, yaşadıkları toprakta hüküm sahibi olmak gibi bir şeyler peşinde koşmayan bu halk ülke iyi yönetildiği sürece ülkenin sessiz bir köşesinde kendi hallerinde dışarı ile ilişki kurma ihtiyacı bile hissetmeden yaşayıp giderler. Fakat çeviklikleri, sessiz olmaları, gelişmiş duyuları ve hepsinden önemlisi büyük ırklar tarafından küçük görülmeleri hep bu ırkın istediği zaman istediğini yaptırabilmesinde avantajları olmuştur….

Reklamlar
yorum
  1. Ender dedi ki:

    Homo floresiensis olarak adlandırılmış bu türün homo erectus’ tan ayrılmış bir kol olduğu düşünülüyor. 10-12 bin yıl öncesine kadar yaşamış olması oldukça heyecan verici.

    Fosilleri Endonezya’ nın Flores Adasında bulunmuştu. Çok yakın bir tarihte yaşadığını düşünürsek, günümüze dönüp Endonezya’ nın diğer bir adası olan Sumatra.adasındaki Orang Pendek kriptozoolojik yaratığının aynı canlı mı olduğunu düşünmeden edemiyorum. Görgü tanıklarının tanımadığı boy aynı 1 m civarı. Homo floresiensis’ in, Homo erectusun izolasyon nedeni ile ada koşullarında cüceleşmiş bir kolu olduğunu düşünürsek, tanıkların iki ayak üzerinde yürüyen maymunsu bir yaratıktan bahsetmeleri de oldukça tutarlı. Ayrıca Sumatra Adası dünyanın diğer bölgelerine göre görece bakir bir bölgedir.

    Ben Kriptozoolojik yaratıklardan birinin varlığı için bahse girsem Orang Pendek için girerdim.

  2. evrim dedi ki:

    yalnız baştaki resim hobbit değil, bildiğin gollüm:)

  3. ozan dedi ki:

    bunların hepsi masalmı yoksa tarihmi biri bana e-posta ile yollasın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s