Andrew Crosse Yaratılışın Sırrını Çözdü Mü?

Yayınlandı: 20 Oca 2009 / Bilimin Sırları, Bilimkurgu Edebiyat, Tabiatın Gizemleri

Andrew Crosse

Hayatın bizzat kendisi bizim için başlı başına bir sırdır. Kimse tam olarak nasıl çalıştığını bilmediği gibi hiçbir kimse bugüne kadar onu yaratmayı da başaramamıştır. Gerçekten öyle mi?

1837 pek tanımayan bir bilim adamı olan Andrew Crosse kişisel laboratuarında hayatı yarattını iddia etmekteydi. Andrew uyguladığı metotları dikkatli bir şekilde belgelendirdi ve içlerinde meşhur Michael Faraday’ın da bulunduğu Londra Elektrikle İlgilenenler Cemiyeti üyelerinden bazıları onun bu deneyini tekrarlayabildi. Dünyanın sonunu getirebilecek böylesi bir başarıdan sonra birden bire kahraman olabilir miydi? Buna rağmen bir kahraman olmaktan çok uzak bir şekilde tüm dünyanın ilgisini çekerek Ulusal Biyoloji Sözlüğüne girebildi. Açıkçası Andrew kendi döneminde İngiltere’nin en nefret edilen adamı oldu ve onun bu kötü şöhreti sonunu hazırladı.

Andrew Crosse kimdir?
crosse Andrew Crosse 1784 de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Elli üç yıl sonra 1873’de yaptığı bilimsel deneylerinin sonuçları hala bilimsel olarak açıklanamamaktadır.

Komşuları onu insandan çok şeytan olarak kabul ediyorlardı. Onun kullandığı elektrik aletlerinden çıkan kıvılcımlardan penceresinin camından dışarı sızan aydınlanmalara bir türlü anlam veremiyorlardı. “gök gürültüsü ve yıldırım adam! Dedikleri bu insandan korkup çekiniyorlardı. Ancak ateist, kafir ve halkın güvenliği için zincire bağlanması gereken bir Frankensteini olarak alenen suçlanıyordu.

1800’lerde Crosse İngiltere’de elektrik ile ilgili yapmış olduğu deneylerlerle ilgili verdiği konferans ve derslerle çok iyi bilinmekteydi. Frankestein kitabının yazarı mary Shelly’in de Crosse’un konferanslarından birine gittiğini de bir yan not olarak bildirelim. Bu çok özel konferanslar sırasında çok muhtemeldir ki Andrew Crosse zaten hayatı yaratmayı başarmış ve onu başarmak üzereydi. Fakat ancak 1837 yılında dünya Crosse’un başarısı ile sarsılacaktır.

Deneyler
 
 Söylendiğine göre Crosse deneylerinde cam kristalleri üretmeye çalışıyordu. Colin Wilson, The Encyclopedia of Unsolved Mysteries -Çözülmemiş Sırlar Ansiklopedisi adlı kitabında şunları yazmaktadır:
Ufalanmış çakmaktaşı ve potasyum karbonatından elde ettiği camı hidroklorik asit içinde eritti. Aklında olan bu sıvıyı azar azar kurumaya bırakarak elde edeceği gözenekli parçaya elektrik vererek kristallerin alacağı formu görmekti.
Kristaller şekillenmediyse de Crosse deneyin başka bir sonucunu gördü. Gözenekli taşın üzerinde küçük beyaz topaklar oluştu. Bir hafta kadar sonra beyaz topaklardan dışarıya el benzeri şeylerin büyüdüğünü gördü. Daha sonra bunların aslında ayak olduğunu söyledi. Dört hafta kadar sonra büyüteç ile bakıldığından yaratıkların yürüdüğü görülüyordu. Bunlar yaratıktan çok böcek olmalıydı. Yaptığı deney materyaline böcek yumurtalarının bulaşmış olabileceğini düşündü. Deneyi tekrarlamayı karar verdi. Ancak bu kez dış etmenlerin karışmamasına özellikle dikkat edecekti.
 
 Crosse bu kez havasız bir kap kullandı. Ellerini kullanmadan önce iyice sıcak alkol ile dezenfekte etti. Elektrik kablolarını cam bir tıpa yardımı ile kutuya iletti. Cam demiri eritecek sıcaklıkta imal edilmişti. Damıtılmış su demir sülfat, bakır sülfat ve bakır nitratla karıştırılmıştı. Sonunda batarya takılarak yavaş bir damıtma işlemi başladı. Birkaç ay sonra Crosse bir kez daha böcek benzeri varlıkların kontrollü deney ortamında yürümekte olduklarını fark etti. Böylece gerçekten hayat yaratmış olduğuna emin oldu.

Deneyin sarhoşluğu ile derhal deney notlarını ve sonuçlarını Londra Elektrikle ilgilenenler Cemiyetine gönderdi. Şunları yazmaktaydı:

“ Deneye başladıktan on dört gün sonra büyüteçle baktığımda elektrik verilmiş taşın ortasında beyaz beneklerin kümelendiğini fark ettim. Dört gün sonra bu kümeler iki kat artıştı ve her bir benekten altı yedi uzantı dışarıya sarkıyordu ve bu uzantıların hepsi içinden büyüdüğü yeri kürelerden daha büyüktü.”

“ Deneyin yirmi altıncı gününde cisimler arkalarında kuyruk gibi dikili birkaç tüy bulunan mükemmel böcek biçimlerini aldılar. Yirmi sekizinci günde bu küçük yaratıklar ayakları üzerinde yürümeye başladılar. Şaşkınlık içindeydim. Birkaç gün sonra böcekler kendilerini taştan kurtararak büyük bir memnuniyetle yakıcı asit solüsyonu içinde hareket etmeye başladılar.”


“Tabii ki birkaç hafta içinde demir oksit içinde yüzlercesi ortaya çıktı. Mikroskop altında incelediğim küçük biri altı, daha büyüklerinin yedi bacaklı olduklarını fark ettim. Bunları inceleyen başkalarından bir kısmı acari türü böcekler olduğu söylerken, diğer bir kısım ise yeni bir tür olduğunu iddia etmekteydi.”

 “ Bir tanesini bile yaratamayacağımı bildiğim için ortaya çıkış sebebini tahmin etmeye bile cesaret edemedim. Sıvı veya deney araçlarına havada bulunan böcek yumurtalarının bulaşarak bu sonucun açığa çıktığını düşündüm. Elektrik yumurtaları uyandırmış olmalıydı. Oysa bu böceklerin hiç birine ve izine evimin hiçbir köşesinde rastlamamıştım. Kapalı kaplarda, saflaştırılmış ve fırından geçirilmiş sıvılar ve deney materyali ile yapılan sonraki deneylerde de aynı yaratıklar ortaya çıktı. Böylece yabancısı olduğum bir takım işlemler ile elektriklenmiş sıvının bir araya gelmesinden bu olayın gerçekleş olduğunu fark etim.”

Crosse acari elde ettikten sonra böcekleri iki yıl boyunca aparattan çıkarmadan saklamış, bu süre içinde böcekler hareket etmeden ve yaşam belirtisi göstermeden, ancak bozulmaksızın korunmuşlardır.

Acarus Galvanicus

Onun deneyi bir başka amatör olan Sandwich kasabasından Weeks tarafından denendi ve gözden geçirildi. Weeks deneye başlamadan kullanacağı tüm materyal üzerinde hiçbir hayvansal hayat belirtisi olmamasına özen gösterdi. Örneğin aparatlarını bir fırında pişirdi, sterilize edilmiş su kullandı, ortama hava yerine oksijen doldurdu ve kullandığı silikatı en üst derecede ısıttı. Bir bucuk yıl boyunca elektrik verdi ve her seferinde acari elde etti. Kontrollü deneyleri aynı şartlar ve malzemelerle ancak elektrik vermeden gerçekleştirdiğinde sonuç olumsuzdu: Acari oluşmamaktaydı. Oranları değiştirerek yaptığı nicel testlerde verilen elektriğin gücüne ve çözeltideki karbon oranına göre acari sayısı değişmekteydi.

Week’in oldukça elit bu deneyleri çok az kişinin dikkatini çekebilmiştir. Deney sonuçlarını ve özetlerini Elektrikle İlgilenenler Cemiyetine göndermişse de anlaşılan yayınlanacak kadar ilginç ve bilimsel bulunmamıştır.

Başka teknisyenlerde deneyi tekrarlayınca aynı başarıyı elde ettiler. Böylece tüm dünya Crosse ’un varlığından haberdar oldu ve kendi açısından cehennem günleri başladı…

Olumsuz Etkileri
 
 Rahipler sınıfı ve tüm Avrupa Ona karşı merhametsizce davrandılar. İnsanlar kapılarını yüzüne kapıyorlardı. Esnaf onunla alış veriş yapmayı reddediyor ve mahalli kiliseler kapısının eşiğinde şeytan çıkarma ayinleri düzenliyordu. Crosse bunun “Büyük Varoluşun ufak ve önemsiz bir yansıması” olduğunu anlatmaya çalıştıysa da kimse onu dinlemek istemiyordu. İstenmeyen, dışlanan bir kişi oldu ve o da kendini toplumun gözü önünden geriye çekmek zorunda kaldı.

Ünlü Michael Faraday Kraliyet Enstitüsünde verdiği konferansta aynı deneyi kendisinin yaptığı ve garip yaratıklar elde ettiğini söyleme cesareti göstererek Crosse’u savundu. Kraliyet Enstitüsüne sunduğu raporda da bu deneylerinden bahsetti. Ancak Faraday böceklerin kullanılan solüsyondan ı ortaya çıktığı veya elektrikle mi yeniden can bulduğu konusunda kararsızdı. Tüm bunların yararsız şeyler olduğunu bildirdi. Ancak bu açıklamalardan sonra Crosse karşı saldırılar daha da şiddetlendi. Bazı tutucu kesimler onun kendisini Yaratıcı yerine koymaya çalıştığıyla suçlamalarda bulundular.

Crosse bir daha hiçbir şey bulduğunu açıklamadı. Quontock tepesi üzerindeki evine çekildi. Yıllarca test tüpleri ve bataryalarla deneyler yaptı. 6 Temmuz 1855 de çalışma odasında ölü bulundu. Kendisine karşı kopartılan tüm fırtınalara rağmen dürüst ve çalışkan bir insandı. Yıllar sonra elde etmiş olabileceği hayat yaratabilmenin sırrını da beraberinde götürdü. 

 Bugün ne biliyoruz
 
 Bugün yapılan deneyin istediği koşullar tam olarak bilinmemesine rağmen Crosse’un deneyini tekrarlayan bir çok kimsenin başarıya ulaştığını bilmekteyiz. Ayrıca bir çoklarının da başarısız olduğunu…

Başarılı olanlar elde ettikleri böceği mini peynir kurtlarına benzetmiş ve hatta bu türe Acari Crossi adını vermişlerdi. Onu küçümseyenler deney ortamına bulaşmış böcek yumurtalarından çıkan basit böcekler olduğunu iddia etmiştir. Onlara göre Crosse’un Acarii adını verdiği bu böcekler her türlü şartta hayatta kalmayı başarabilen Glyophagus Domesticus adlı böcekten başkası değildi.Zaman içinde bu deneyin başarılı olması için gerekli koşullara ilişkin metodi bilgiler ortadan kaybolmuştur. Bu nedenle ne çeşit ve nasıl yaratıkların oluşturulduğunu veya gerçekten yaratılıp yaratılmadığını bilemiyoruz. Belki de Crosse Evrim teorisini savunanların yaratmak istedikleri ilk formu kaza esiri ortaya çıkarmıştı.

Reklamlar
yorum
  1. fizikci sivan dedi ki:

    muthis bir sey gercekten crosse bunu yapmis mi? bunu denemekte fayda var… ben Allaha inaniyorum hic suphessiz ama o bocekler nerden geldi.. bilimciler bunu teoriyi goz ardi etmemeli bence…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s