Cadı Avcısı General Matthew Hopkins’in Vahşeti

Posted: 13 Eyl 2009 in Büyü ve Büyücülük, Bilimkurgu Edebiyat, Hilekarlar ve Şarlatanlar, Tuhaf İnsanlar

17nci yüzyılda İngiltere büyük bir savaşın içine girmiş, ülke büyük çalkantılar yaşamaktadır. Bu dönem içinde halkın kontrolü zorlaşmaya başlamış ve halk arasında savaştan dolayı soylulara yönelik hoşnutsuzluk artmıştır. Bu kargaşa ortamı içinde Kral Charles zaten ülkede uygulanmakta olan cadı avcılığı ile halkı korkutma ve kendine bağlayamaya karar verdi. Böylece tarihin en önemli Cadı Avcısı Matthew Hopkins görevlendirildi.

Matthew Hopkins; Cadı Avcılarının Generali

Matthew Hopkins 17nci yüzyıl İngilteresinin en meşhur cadı avcısıydı. Aslında bir papazın oğluydu. iyi bir din ve hukuk öğrenimi görmüştü. Gittikçe artan şiddet duygusu, güvensizlik, İngiliz Sivil Savşı boyunca ortaya çıkan dini heyecan tabiatdışı olaylara yönelimi de arttıracaktır. Matthew Hopkins işte böyle bir atmosfer içinde ortaya çıkacaktır.

Meslek hayatı boyunca Cadı-Avcısı Hopkins, 200 ila 400 arası kimseyi büyücülükle suçlacaktır. Bu korku saltanatı ilk olarak 1644’de Essex’de başlayacaktır. Tek bacaklı Elizabeth Clarke Tanrı düşmanlarını arayan Hopkins’in ilk kurbanı olacaktır ve onun sorgulanması sırasında zavallı kadın işbirlikçisi olan otuz-bir kişinin ismini de verecektir. Böylece bir seferinde otuz iki cadıyı tespit ederek yakarak kendi döneminde korkunç bir şöhret edinecektir Hopkins.

Hopkins’in kariyeri mütevazi bir şekilde başlamışsa da şöhreti hızla yayıldı ve tabii ki kibiri de arttı. İlk olarak kendini “Witch-Finder General – Cadı Avcılarının Generali” ilan etti. O dönemde saray tarafından görevlendirilen cadı avcıları gittikleri kasabalarda açlık, fakirlik, hastalık gibi uğursuzluğa sebebiyet verdiği inanılan cadıları tespit etmek, yargılamak(işkence etmek) ve cezalandırmak için para almaktaydılar. Matthew Hopkins yapacağı işler karşısında çok yüksek ücretler istemeye başladı. O zamanlar ortalama günlük çalışma ücreti iki pens iken, Hopkins bir kasabayı cadılardan kurtarmak için 20 sterlin istemekteydi. İşkence yapmak kanunla yasaklandığı ve sıkı şekilde takip edildiğinden Hopkins ve hizmetkarları kurbanı itirafa zorlamak için onun uyumasına engel olur; günlerce uykusuz tutarlardı. böylece güya işkence olmaksızın gayet insani bir biçimde cadıları açığa çıkardıklarına inanırlardı. Ancak kapalı kapılar ardında geçen ve kurbanın bu işlemler sonunda konuşmaya bile mecali kalmadığı bu insanlık dışı uygulamalar sırasında Hopkins aşırılığa kaçtığını da ağzından kaçırmaktaydı.

Cadı Yargılaması

Dıştan bakıldığında oldukça dürüst ve azimli görünen Matthew Hopkins aslıda mahkumiyeti sağlamak için akla gelmedik hilelere başvururdu. İçten pazarlıklı, hırslı ve paragöz bir adamdı. Ustalığını kanıtlamak için türlü hilelere baş vurmakta çekinmezdi. Cadıların yaralarının kanamadığına inanıldığı için Hopkins kurbanının derisine vurduğunda içeriye geçen ve onu yaralamayan bir bıçak yaptırmıştı. Uzmanlık alanlarından biri de yaşlı kadınları sorguya çekmekti. Örneğin Faith Mills yaptığı sorgulamalar sonunda kendisi ve Tom,Robertve John adıyla bilinen üç evcil kuşunun bir inek yaratarak domuz ahırının üzerine düşürdüklerini ve at arabasının bu nedenle kırıldığını ikrar etmiştir. Böylece Faith Mills asılacaktır.

Büyücüyü açığa çıkarmanın bir başka metodu sanığı göle atmaktır.Cadılar vaftiz edilmediklerinden su onları reddedeceği ve batmayacakları inancı hakimdi. Bunun tespiti için iki metod kullanılmaktaydı. Birincisi suçlu bir sandalyeye bağlanır ve oturur pozisyonda suya batırılıdı. Tabi ip yeterince bırakılmadığı için kurban suyun üstünde kalır ve cadılığı kanıtlanmış olurdu.

Cadı Banyosu

Diğer metotta ise kurban elleri ve ayakları birlikte bağlanarak suya atılırdı. Suyun üstünde kalırsa cadı olduğu anlışıldı. Ancak bu metodta pek cadı tespiti yapılamazdı. Çünkü cadılık ile itham edilen genelde suya batar ve yüzme bilse bile boğulur ve böylece masum olduğu açığa çıkardı. Eğer suçlu yüzerse mahkum olur, suya batarsa masum olduğu anlaşılır. İnanılanın aksine kurban boğulmaz, bağlı olduğu ip çekilmek suretiyle suyun dışına çıkarılırdı.

Suya Atılan Cadı

70 yaşındaki eski bölge papazı John Lowe bu uygulamaya tabi tutulmuştur. Üç gün üç gece uykusuzluktan ve ayaklarının altı su toplayana kadar durmaksızın yürütüldükten sonra göle atıldı. Ancak gene Hopksin’in yardımcıları ile birlikte hileleri ile zavallı adam bir türlü suya batmadı ve yüzme bilmesine rağmen bir türlü de yüzemedi. Rahiplerin kendini ziyaret etmesini istemedi ve darağacına giderken kendi cenaze duasını kendi okudu.

Vincent Price Cadı Avcısı Matthew Hopkins Rolünde

Bir süre sonra yaptığı vahşilikler o dönemin Avrupalısı için bile fazlasıyla insafsız olduğu anlaşılmaya başlanacaktır. Bu katliamlar sürerken bazı kasabalar Hopkins’in girişine izin vermemeye başlayacaktır. Onun metodlarına karşı artan bir kızgın kesim ortaya çıkacaktır. Papaz John Gaule 1646 yılında yayınladığı “Select Cases of Conscience Towards Witches and Witchcraft” adlı kitapçığında onun metodlarını açığa vuracaktır. Hatta Cadı-avcısı Generalinin gerçekte bir cadı olduğunu iddia edecektir.

Cadı Avcısı General Matthew Hopkins!!!

Hopkins karşılık olarak “Büyücüleri Keşfetmek” adlı bir kitap yayınladıysa da şöhreti yerle bir olmuştur.

Gittikçe daha az kasaba onun hizmetlerini talep etmeye başlayacaktır. Ölümü tamamiyle sır olacaktır. Onun veremden öldüğü söylenir. Ancak bazılarına göre gittiği bir kasabada büyücülükle suçlanarak halk tarafından linç edilmiştir.

Witchfinder General Vincent Price

Ancak Hopkins herşeye rağmen gerek görünümü ve gerekse yaptıkları ile fantastik ve korku edebiyatında klasik cadı avcısı profilini oluşturcaktır. Filmlerde gördüğümüz sakıllı, sivri uzun şapkalı kara elbiseli ortaçağ soylusu görünümündeki cadı avcılarının hepsi aslında Hopkins’in birer kopyasıdır. 1968 yılında yönetmen Michael Reeves tarafından çekilen ve baş rolünü ünlü korku filmleri artisi olan Vincent Price’ın oynadığı “Witchfinder General- Cadıavcısı General” isimli film tüm sansürlemelere rağmen gösterime girdiği tüm ülkelerde gişe rekorları kıracaktır.

General Cadı Avcısı

Bu yapıt 2005 tarihinde Total Film dergisi tarafından “tüm zamanın en korkunç 15 filminden biri olarak” seçilecektir. Film gösterime girdiği ülkelerde “Yılın En Çok Şiddet içeren Filmi” olarak tanıtılmış ve afişlerinde “Çocuklarınızı evden çıkartmayın, hatta mideniz sağlam değilse sizde onunla kalın” sloganı ile sunulmuştu.

Yorumlar
  1. dindarateist diyor ki:

    @ zarda

    kazıklı voyvoda kimdir, III. Vlad,Drakula,the Impaler Voyvoda, Tepeş, tepes vlad diye google’dan arat.

    Türkçe wiki adresi:

    http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Vlad

  2. zarda diyor ki:

    kazıklı woywoda adlı psikopatın yaşamını bulamıorum bir türlü yardımcı olurmusunuz:D

  3. satansatana diyor ki:

    Güzel paylaşım. sağolasın.

  4. Dejavu Estetik diyor ki:

    Guzel bir kaynak paylastiginiz icin tesekkurler.

  5. murat ekin diyor ki:

    Avrupada cadı avını kilise özenle desteklemiştir. Çünkü avrupada kalan son pagan baş rahibe kültüne inan kadınlar böylece yok edilmiş, hrıstiyanlığın önü açılmıştır. Ortaçağ boyunca cadı diye katledilen kadın sayısı 40.000 in üzerindedir. yazıdada belirtildiği gibivaftiz olmamış kadınlar (yani pagan rahibeler) öldürülmek için özellikle seçilmektedir.

    Günümüzde yaşayan cadılar

    Bu yüzyılın başında, İngiltere’de “Witchcraft”ın (cadılığın) tabiat tanrılarına dönük en eski din olduğunu iddia eden Gerald Gardner ve ondan esinlenen Margaret Murray gibi akademik kariyeri olan kişilerin etkisiyle, cadılık sanatı değişik bir görünüm kazandı. Başrahip ve başrahibenin yönettiği “witchcraft” ayinlerinde ana tabiat tanrıçasına, Aya ve “boynuzlu tanrı”ya yönelik birtakım sembolik ifadelerle dolu gösteriler vardır. Belirli sayıda kişi tarafından “koven”ler oluşturan cadılar, kendi aralarında cinsel ilişki ve ziyafetlere devam etmektedirler. Tabii ki, bu ayinlere ancak bunların yasalarca yasaklanmadığı ülkelerde rastlamak sözkonusudur.

    İngiltere’de kendini cadıların kralı ilan eden Alex Sanders ve estetik bir vücuda sahip başrahibesi Maxine ile icra ettikleri cadı ayinleri, 1970’lerde televizyonda bile halka gösterilmişti. Ancak, Alex Sanders’in bu tür reklama yönelik çalışmaları diğer cadılar tarafından hiç de hoş karşılanmamaktadır. Amerika’da bu tür olayların merkezi haline gelen California eyaletinde, Los Angeles bölgesinin resmi cadısı Louise Huebner daha ziyade aşk büyüleri yapmakla meşgul iken, bir diğeri Sybil Leek bu konuda pratik reçeteler veren kitaplar yazmakta, TV ve radyo röportajlarına çıkmakta ve günlük gazetelerde makaleler yayınlamaktadır. Bir diğer meşhur cadı da Londra’daki ünlü Lady Madeline Montalban’dır. Montalban, posta kanalıyla nasıl cadı olunacağını öğretir, hisse senetleri borsasında yatırımlar yapar ve borsayı büyüleyerek paralar kazanır, muskalar ve iksirler satar ve en lüks yerlerde görünür her zaman.

    Amerika’da bu işin reklamını yapan bir başkası da, San Francisco kentinde kurduğu “Şeytan’ın Kilisesi” ile ün kazanmış Anton La Vey ismindeki saçını kazıtıp keçi sakalı bırakmış bir tiptir. La Vey taraftarları bu dünyada Şeytanın hakimiyetine inanırlar ve şu yolu seçmişlerdir: “Güçlü olanlara ne mutlu, zira dünyaya hakim olan onlardır. Eğer birisi senin yanağına tokat atarsa, hemen yapıştır tokadını adamın suratına!” Film yıldızı Sharon Tate ve arkadaşlarını doğramış olan Charles Manson da bu tarikatin bir üyesiydi.

    http://www.halukakcam.com/B6/Notes/Buyuculuk1982.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s