‘2012’ Kategorisi için Arşiv

Bir süredir medyada 2012 yılında gerçekleşmesi ihtimali olan bir felaket haberi halka duyurulmaktadır. 21 Aralık 2012 ve devamında 2013 yıllarında meydana geleceği tahmin edilen Güneş Fırtınası Dünyayı dijital medeniyetten uzaklaştıracak mıdır?.. Bunun dışında etkisi ne olacaktır?

Bundan 150 yıl önce, çok güçlü bir güneş fırtınası Avrupa ve Amerika genelindeki tüm telgraf kablolarını kül etti ve tüm gökyüzü elektrik yüklendi. Güneşin son zamanlarda yeniden hareketlenmesi, bilim insanlarına dünyadaki modern çağın sonunu getirebilecek bir felaketin yaşanabileceği endişesi yaşatıyor.

Geçtiğimiz hafta Güneş’te yaşanan patlamalar, Dünya’ya doğru hareket eden elektrik yüklü gaz dalgalarının oluşmasına neden oldu. “Güneş tsunamisi” olarak adlandırılan olayın gerçekleştiği günün ertesinde, BBC “Aurolar” olarak bilinen Kuzey/Güney Işıkları’nın güneye doğru kaymakta olduğunu belirtti. Buradaki önemli nokta ise, Aurolar’ın da yüklü gaz parçacıklarından oluşması. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Son gelişmeler ışığında, Güneş tsunamisi ve Kuzey Işıklarının yer değiştirmesi gibi olaylar Dünya’nın manyetik alanını doğrudan etkileyebilir. Dünya’ya doğru ilerleyen yüklü gaz parçacıkları manyetik alanları bozabileceği gibi, Kuzey Işıklarının manyetik alanı Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşerek olumsuz gelişmelere neden olabilir.

Bundan 151 yıl önce yaşanan Büyük Güneş Fırtınası o kadar güçlüydü ki, 24 saat içinde Kuzey Amerika genelinde birçok noktada gökyüzü kırmızı, yeşil ve mor renklerle parlamaya başladı. Madenciler gecenin bir yarısı işe gitmek için uyandı, gazeteler Küba’ya kadar uzanan bir bölgede Kuzey Amerika’da gündüz yaşandığını yazdı.

MANYETİK ALANLARIN ÇARPIŞMASI

Gökyüzündeki bu parlaklığa, Güneş fırtınası parçacıklarının çok büyük bir ölçekte Dünya atmosferinin üst katmanlarıyla çarpışması neden oldu. Bu çarpışma o kadar etkiliydi ki, dünyanın dört bir yanındaki telgraf hatları kullanılmaz hale geldi, hatta kıvılcımlar saçarak yanmaya başladı. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Telgrafçılar, hatalara elektrik gönderen bataryaların kablolarla olan bağlantısı kesmesi de bu durumu engelleyemedi. Aurora’nın neden olduğu elektrik akımı o kadar güçlüydü ki, atmosferden yüklenen hatlar mesaj iletmeye devam etti. Tüm pusulalar saatlerce kuzeyi gösterecek şekilde kilitlendi.

Şüphesiz, 19’uncu yüzyılın ortasındaki insanlık, Güneş fırtınasının etkilerini bugünkü kadar iyi değerlendiremezdi. O yıl Mors alfabesi kullanan telgraf sistemi henüz 15 yıldan beri geçerliydi. Uydudan televizyon yayını, bankamatik, internet, cep telefonları, iPad, büyük elektrik şebekeleri GPS uydu yön bulma sistemi gibi teknolojiler hayal bile edilemezdi.

Ancak 1859 yılında insanlığın telgraf dışında yaygın telekomünikasyon sistemi kullanmaması, Güneş fırtınası felaketinden çok az zararla çıkmasını sağladı. Bugün ise, aynı şeyin yaşanması haline Dünya çok büyük bir bedel ödeyebilir.

YA BAŞIMIZA GELİRSE

Yaşandığı gün dünyadaki tüm telgraf hatlarını yakan bir Güneş fırtınasının benzerinin 2012 veya 2013’te yaşanması, bankacılık, iletişim, sağlık, bilgisayar, ulaşım ve milyarlarca insana elektrik ulaştıran enerji şebekelerinin çökmesine ve dünyanın kaosa sürüklenmesine neden olabilir.

Eskisinden daha şiddetli bir “Güneş parlaması”, günlerce, haftalarca, hatta aylarca sürebilecek bir taş devri dönemi başlatabilir. Bilim insanları, yaşanabilecek bir Güneş fırtınasının bir Güneş lekesinden doğacak patlamanın büyüklüğüne bağlı olduğunu belirtti. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Dünyayı sarsabilecek büyüklükte dev bir Güneş fırtınasının her 250 yılda bir gerçekleşme ihtimali bulunuyor. Ancak bilim insanları, bu tür bir fırtınayı taşıdığı elektrik yükünün Dünya’nın atmosferine çarpmasına birkaç saat kalana kadar fark edemeyeceklerini ifade etti.

Uzmanlar, buna rağmen birkaç yüz uyduyu yanmadan önce güçten kesebilecek vakit bulabileceklerini belirtti. Ancak, elektrik şebekeleri ve bilgisayar ağlarını çok büyük bir risk taşıdığını belirten bilim insanları, elektriğin günlerce kesilebileceğini, bilgisayar sürücüleri ve sunucuların hasar görmemesi için yeraltında yedeklenmesi gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde, çarpışan manyetik alanlarının oluşturduğu etkiden hiçbir şey kurtulamayacak. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Kaynak : Milliyet Gazetesi

Bilimadamları, dev yıldız “Betelgeuse”un hızlı şekil değiştirmesinin bir süpernova patlamasının işareti olabileceğini belirtiliyor. Kimi uzmanlara göre eğer patlama olursa evrene güneşinkine yakın ışık yayılabilir.

Rusya Uzay Ajansı “Roskosmos”un internet sitesinde yer alan habere göre, Hawaii’deki Mauna Kea yanardağının zirvesinde bulunan Keck Teleskobu vasıtasıyla ulaşılan verileri değerlendiren bilimadamları, Betelgeuse’nin son 16 yılda kutuplarından basılarak daha önce sahip olduğu yuvarlak şeklini hızla kaybettiğinin gözlendiğini aktardı.

Bilimadamları, dev yıldızda meydana gelen bu değişikliklerin; aylar, hatta haftalar içerisinde Betelgeuse’nin süpernova’ya dönüşeceğinin işareti olabileceğini öne sürüyor.Bazı bilimadamları, meydana gelecek patlamada yayılacak ışığın şiddetinin Ay’ın yansıttığı ışığa eşdeğer olacağını söylerken; kimi bilimadamları ise patlamanın çok daha parlak olacağını iddia ederek, Dünya’nın kısa süreliğine de olsa adeta iki “güneşi” olacağını savunuyor.

Patlamanın Dünya için tehlikeli olmadığını vurgulayan bilimadamları, patlama sonrasında oluşan zararlı parçacık dalgalarının yüzyıllarca sonra Yerküreye ulaşacağını belirtiyor.

‘BEYAZ GECELER’

Süpernova patlamasının 5-6 hafta süreceğini belirten bilimadamları, patlama zamanı yayılan ışık nedeniyle gezegenimizin bazı bölgelerinde, insanların “beyaz geceler”le tanışacağını (kutuplar ve yakınlarındaki aydınlık geceler), bazı bölgelerde ise gündüz aydınlığının 2-3 saat uzayacağını söylüyor.

NEBULA OLACAK


Patlamanın ardından Betelgeuse tamamen sönerek, insanlara bulutsu (Nebula) şeklinde görünecek.

YENGEÇ İKİ YIL PARLAMIŞTI

1054 yılında Çin ve Arap astronomlar tarafından kayıtlara alınan bir süpernova neticesinde oluşan Yengeç Bulutsusu (Crab Nebula), bize uzaklığının 6000 ışık yılı olmasına rağmen haftalarca Venüs’ten daha parlak görünmüş ve yaklaşık iki yıl boyunca da çıplak gözle izlenecek parlaklığa sahip olmuştu.

GÜNEŞİN BİN KATI

Yerküreye 500 ışık yılı uzaklıktaki Orion Takımyıldızı’nda yer alan dev Betelgeuse yıldızı, 4,5 milyar yaşındaki Güneş’e karşılık sadece birkaç milyon yaşında.

Güneş’in 1000 katı büyüklüğünde ve 100 bin katı parlaklığında olan Betelgeuse, Güneş Sistemi’nin merkezinde olsaydı büyüklüğüyle Merkür, Venüs ve Dünya’yı içine alarak Jüpiter’e dek uzanırdı.

Dev yıldızın yüzeyinde saptanan ortalama yüzey sıcaklığı, Güneş’in yüzey sıcaklığından 3 bin derece daha sıcak, 9 bin derece.

Kaynak : Milliyet Gazetesi İnternet Sitesi

İki buçuk futbol sahası büyüklüğündeki Apophis göktaşının Dünya’ya 2036’da çarpma ihtimali 45 binde birden 250 binde bire indi.

Dünya için bir iyi bir de kötü haber. Amerikalı astrofizikçiler, Apophis göktaşının 2036’da Dünya’ya çarpma olasılığının azaldığını belirtirken, aynı göktaşının 2068’de çarpması olasılığının ise arttığını bildirdi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) yeni hesaplamalarına ve yayımladığı sonuçlara göre, 2004’te keşfinden bu yana kamouoyunda büyük ilgi toplayan 2,5 futbol sahası büyüklüğündeki Apophis göktaşının 2036’da Dünya’ya çarpması olasılığı iyice azaldı.

NASA’nın California Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Steve Chesley ve Palu Chodas’ın yeni teknikler ve veriler temelinde yaptıkları hesaplamalara göre, 2036’da göktaşının Dünya ile çarpışması olasılığı 45 binde birden, 250 binde bire indi.

Çalışmalarını bugün Porto Riko’da yapılacak Amerikan Astronomi Birliği toplantısında sunacak olan astrofizikçiler, Apophis’in Dünya’ya 2029’da çarpması olasılığını yüzde 2,7 olarak hesaplamış, ancak daha sonraki hesaplamalar o yılda bir çarpışmanın olanak dışı olduğunu göstermişti. Buna karşın, göktaşı 13 Nisan 2029’da Dünya’dan sadece 22 bin 208 km uzaktan geçecek.

Bunun daha önce modern zamanlarda gözlemlenmediği ve bu uzaklığın iletişim ve meteoroloji uydularından biraz daha yakın olduğu belirtiliyor. Apophis’in 2068’de Dünya’ya çarpması olasılığı konusunda henüz bir veri açıklanmadı.

Apophis’in yörüngesiyle ilgili son hesaplamaların büyük bölümü, Hawaii Üniversitesi Astoronomi Enstitüsünden gökbilimci Dave Tholen ve ekibi tarafından yapılan gözlemler ışığında hayata geçirildi.

Ünlü astrobiyoloğa göre Maya takvimine dayandırılan kıyamet senaryoları, 2012 filminin “viral pazarlaması’ndan başka birşey değil!

Maya takvimine göre Dünya’nın 2012’de büyük bir değişikliğe uğrayacağı, büyük ihtimalle göktaşı çarpması sonucu kıyamet yaşanacağı kehanetlerine NASA’da çalışan önemli bir astrofizikçiden yanıt geldi: Saçmalık!

Amerikan Uzay Ajansı NASA’da görevli üst düzey astrobiyologlardan Dr. David Morrison, Maya takvimine dayandırılarak Dünya’nın 2012 sonunda büyük bir kıyametle karşı karşıya kalacağı iddiasının ‘2012 filiminin yapımcılarının teşvik ettiği bir internet dedikodusu’ olduğunu savundu.

NASA’da ‘Astrobiyoloğa Sorun’ adlı çağrı servisini yöneten Dr. Morrison, Maya kehaneti hakkında her gün en az bin e-posta aldığını, bu yoğun ilgi üzerine akıldaki soruları yanıtlayan bir makale yayımlama ihtiyacı hissettiğini söyledi. Makale, Astronomical Society of Pacific derneği bülteninde yer aldı.

Maya takvimine dayanan ve makalede kesin dille yalanlanan kıyamet teorilerinin en popüleri, aslında Sümer medeniyetine mal edilen bir kehanetten yola çıkıyor. Buna göre Nibiru adlı bir meteor ya da gezegen, 2012’de Dünya’ya çarpacak ve insanlığın sonunu getirecek.

Bu kehanet, Maya takviminin de aynı yılın Aralık ayında sona ermesiyle birleşince, kıyamet senaryosu yazmayı sevenler için malzeme oluşturuyor. Başrolünü John Cusack’ın oynadığı ve Kasım’da vizyona girmesi beklenen ‘2012’ adlı kıyamet filmi daha şimdiden korkuları körüklüyor. Amazon.com’da şu anda 2012’de kıyamet olacağını tartışan tam 175 kitap satışta.

NASA GÖKCİSİMLERİNİ GİZLEYEMEZ
Dr. Morrison ise ‘Nibiru’ teorisine gülüyor. Çünkü ona göre her şeyden önce Nibiru diye bir göktaşı olamaz. Zira 2012’de değil Dünya’ya çarpacak, yakınından geçecek bir meteor bile yakınlarda görünmüyor. ‘Gezgin gezegen’ diye bir şey zaten evrende bulunmuyor.

‘Nibiru’ rolündeki bir gök cisminin var ama ‘görünmez’ olduğu iddiasına da Morrison’ın yanıtı ise “saçmalık’. Bunu savunan komplo teorisyenleri bu cismin NASA tarafından bilindiğini ama gök haritalarında çok iyi şekilde gizlendiğini öne sürüyor.

Dünyada çok iyi ekipmanlara sahip onbinlerce amatör astronom olduğunu söyleyen Morrison, Dünya’ya sözde Nibiru kadar yakın olabilecek tüm cisimleri bunların çoktan görmüş olacağını söylüyor. Öte yandan gökyüzünü izleyen tek ulusal uzay ajansının NASA olmadığının da altını çiziyor. Morrison, “Böyle bir cisim yok; Dünya’ya yaklaşan bir cismi hiç kimsenin gizlemesi de mümkün değil.” diyor.

Maya takviminin neden 2012’de sona erdiği sorusuna Morrison’ın yanıtı ise şöyle: “Şüphe yok ki eski uygarlıkların hazırladığı takvimler tarihçiler için çok ilginç araştırma alanlarıdır. Ancak bunların başlangıç ya da bitiş tarihlerini Dünya’nın doğma ya da yokolmasıyla ilişkilendirmek anlamsız. Benim masa takvimim de 2009 sonunda bitiyor ama kalkıp bunu ‘Dünya 2009 sonunda yok olacak’ şeklinde yorumlamıyorum.”

“Daha da önemlisi, eski veya yeni, hiç bir takvim gelecekte belirli bir tarihte gezegenimize birşeyler olacağını bize söyleyemez. Benim takvimimin Aralık 2009’da bitiyor olması bana sadece ‘yılbaşının geldiğini’ söyleyebilir.”

16. yüzyılda yaşamış meşhur kahin Nostradamus’un da kıyamet günü olarak 2012’yi işaret ettiği iddialarına karşı Morrison, “Nostradamus’un hangi kehaneti doğru çıktı ki?” diye soruyor.

HOLLYWOOD BİLİME ZARAR VERDİ!

Dünya’nın 2012’de büyük bir değişim geçireceği kehanetinden üretilen bir başka iddia, Samanyolu’nda gezegenlerin dizilişinde değişim olacağı, bunun da Dünya’nın çekim alanını etkileyerek ekseninde ters yönde dönmeye başlamasına yol açacağı. “İmkansız” diye konuşan Morrison, bunun Dünya’nın oluştuğu zamandan beri bir kere bile olmadığını belirtiyor ve devam ediyor: “Her 400,000 yılda bir yerkürede manyetik kutuplaşma olabiliyor ama bu hem dönüş istikametini değiştirmez hem de bir dahaki sefere en az birkaç bin yıl var. Üstelik yerküreyi imha özelliği de yok”.

Morrison, 2012 kıyamet senaryolarının insanları bu kadar etkilemesinin suçunu Hollywood’a atıyor. Normalde bu denli endişe yaratmayacak bir konuyu Hollywood’ın sofistike bir PR kampanyası ve ‘viral pazarlama’ yoluyla şişirdiğini söyleyen Morrison, internetteki pek çok kıyamet sitesi veya blogunun da film yapımcıları tarafından açıldığına inandığını belirtiyor.

Morrison Hollywood’a olduka sert çıkıyor ve onları ‘kar etmek uğruna evren hakkında fazla bilgisi olmayan genç internet kullanıcısı kesimi etkileyip astronomi ve uzay hakkında korkutmakla’ suçluyor. Morrison’ın son sözü şöyle: “2012 filmi üstünden yaratılan kozmofobi bugüne kadarki en büyük evren asparagaslarından. Ve bu fobinin etkisi maalesef uzun ömürlü olacak”.

Kıyamet Senaryoları

Yayınlandı: 27 Kas 2009 / 2012, Kıyamet İşaretleri

İnsanoğlu ‘kıyamet’ senaryosu yazmada, ve tabi bunlara kitleler halinde inanmada, oldukça yetenekli. İşte belli başlı senaryolar.

İSTANBUL – Dünya üzerinde ilk yaşam belirtileri görülmesinden bugüne kadar yedi defa ‘kıyamet’ bekleyip sonradan vazgeçtik! Tarih boyunca gündeme gelen en önemli kıyamet senaryoları şöyle:

1666
Hristiyan dünyası 1666 yılına girerken dehşet ve endişe içindeydi. Çünkü İncil’de 666 rakamı şeytanın rakamıydı ve dünyanın sonunun şeytanın ellerinden geleceğine inanılıyordu . Aslında 1665 yıında ‘Büyük Londra Yangını’nı yaşayanlar bir süre için gerçekten kıyametin geldiğini düşündüler. Uzun süren yangın södürüldü ve hayatta kalanlar yaşamına devam etti.

1910
Halley kuyruklu yıldızı 76 yılda bir dünyanın yakınından geçiyor. Kuyruklu yıldız 1910 yılında özellikle Avrupa ve Amerika’da genel bir panik yaşattı. Oksijen ve maske stokları tükendi. Hepsi kıyamet için hazırlık içindi, fakat Halley sadece güzel bir manzara yaşatıp gökyüzünden kayboldu.

1914
1870 yılında Yahova Şahitleri olarak bilinen grup, cemaatlarinden bir kahinin öngörüsüne göre 1914’te kıyametin kopacağına inanıyordu. Belki de kahinin öngördüğü Birinci Dünya Savaşı’ydı.

1997
Takvimler 1995’i gösterdiğinde keşfedilen Hale-Bopp kuyruklu yıldızı başka bir kıyamet senaryosunun ortaya çıkmasına neden oldu. Şeytana taptığı düşünülen 39 kişilik grup kuyruklu yıldızın Dünya’ya en yakın olduğu 1997 yılında topluca intihar etti. Eylemi California’da gerçekleştiren grubun intihar için tek bir nedeni vardı; kıyamet gününün gelmesi…

5 Mayıs 2000
Kıyamet senaryosu yazanların en çok kullandığı malzemelerden biri gezegenlerin aynı hizaya gelmesi. Bunun volkanların patlamasına ve büyük depremlere neden olacağı düşünüluyordu. Tarihler 5 Mayıs 2000’i gösterdiğindeyse olay astronomları ilgilendiren bir gök olayından öteye geçmedi.

1 Ocak 2000
Dünya gündemini en çok meşgul eden mahşer günü senaryosu ise yeni milenyumun ilk günü insanlığı bekleyen kötü sondu. 1984 yılında yayınlanan bir makaleye göre 2000 yılına girdikten hemen sonra dünya çapında yaşanacak bir bilgisayar hatası tüm insanlığı kaosa sürükleyip dünyanın sonunu getirecekti. Şu anda takvimler 2009 yılını göstermesine rağmen ortada bir ‘kaos’ göze çarpmıyor!

2009
En güncel kıyamet senaryosu ise evrenin sırlarını araştıran CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda oluşacak bir kara deliğin dünyanın sonunu getirmesi. CERN’de deney başladı, arıza verdi, ara verildi, tekrar başladı, Aralık’ta sonuçların alınması bekleniyor. (ntvmsnbc)

2012'de kıyamet Güneş yüzünden mi kopacak?

Ruslardan sonra dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist 2012 yılının eylül ayında güneş fırtınasının kopacağını iddia etti.

Dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist 2012 yılının eylül ayında güneş fırtınasının kopacağını iddia etti.

Bilim insanları bundan 153 yıl önce hayatı felç eden güneş fırtınasının bir benzerinin Kuzey Amerika ve Avrupa’yı etkileyeceğini iddia etti.

1859 yılının 1 Eylül’ünde güneşten gelen anormal manyetik enerji nedeniyle telgraf sistemleri tamamen çökmüştü. Ancak uzmanlar 2012’de olacağını varsaydıkları güneş patlamasının daha vahim sonuçları olacağını belirtiyor.

Benzer bir manyetik enerjinin dünyayı vurması halinde televizyon, radyo yayınlarının tamamen kesileceği, elektrik sisteminin devre dışı kalacağı, cep telefonu şebekelerinin çökeceğini ve suların kesileceğini iddia ediyor.

Güneş fırtınasının Kuzey Amerika ve Avrupa’yı vurması halinde ise hasar gören alt yapının yeniden yapımının en az 20 yılı alacağı belirtiliyor. Bilim insanları bu süreçte 100 bin kişinin de hayatını kaybedeceğini varsayıyor.

Bilim adamları 153 yıl önce hayatı felç eden güneş fırtınasının bir benzerinin Kuzey Amerika ve Avrupa’yı 2012 Eylül’ünde vuracağını tespit etti.

1859 yılının 1 Eylül’ünde güneşten gelen anormal manyetik enerji nedeniyle telgraf sistemleri tamamen çökmüştü. Ancak bu kez etki çok daha vahim olacak.

Uzmanlara göre benzer bir enerjinin dünyayı vurması durumunda TV, radyo yayınları tamamen kesilecek, elektrik sistemi tamamen devre dışı kalacak, cep telefon şebekeleri çökecek, sular kesilecek, GPS sistemi çalışmayacak…

Tüm bunların onarılması 20 yıl kadar sürecek bir yeniden inşa sürecini doğuracak. Bu süreçte 100 bin Avrupalı ve Amerikalı hayatını kaybedecek.

Uzmanlara göre güneşten gelecek anormal enerji 1859 yılında gecenin saat 02:00’sinde gündüz gibi dünyanın aydınlanmasına sebep olmuştu.

Hatta o dönemde yaşayan kişiler bu durumu, “O kadar aydınlıktı ki gece sokağa çıkıp gazete okumak bile mümkündü” diye tanımlıyor. Şimdi aynı şokun yaşanması durumunda elektrik şebekelerine milyonlarca watt’lık yüklenme olacak. Bu da birçok ülkede şebekenin tamamen erimesi anlamına geliyor. Yani bazı ülkelerde elektrik hatlarını tamamen yenilemek gerekecek. Elektrik olmayınca kanalizasyon ve su sistemleri de çökecek. Birkaç gün içinde musluklardan su akmamaya başlayacak. Üretim duracak. Süpermarket rafları tamamen boşalacak. Tam bir kaos yaşanmaya başlanacak.

Telefon, GPS sistemleri çalışmayacak. Uzmanlara göre bu fenomenin 2012 yılının eylül ayında yaşanmaması durumunda aynı risk 2023 için de mevcut.