‘Şeytan Denizleri’ Kategorisi için Arşiv

Şetan Denizi

Efsane Başlıyor…

Bermuda Şeytan Üçgeni efsanesine ait ilk açıklama Associated Press ile 16 Eylül 1950 tarihinde E. V. W. Jones tarafından yazılan bir raporda Florida kıyıları ile Bermuda arasındaki bölgede gemi ve uçakların kaybolmasında bir esrarengizlik bulunduğuna dair imadır. Böylece efsane başlayacaktır. İki yıl sonra ünlü Fate dergisindeki bir makalesinde George X. Sand şöyle yazacaktır: “Porto Riko, Bermuda ve Florida arasındaki üçgen deniz bölgesinde gemiler hiç iz bırakmadan son birkaç senedir garip şekilde ortadan kaybolmaktadırlar”. Böylece Bermuda Üçgeni için yeni bir dönem başlayacaktır. Artık gizemcilerin el kitabı olan Fate dergisinin bu sayısı ile kuşkular iyice su yüzeyine çıkacak bunu başka makale ve yazılar takip edecektir.

1955 senesinde “The Case For The UFO-UFO Vakıaları” adlı kitabında M. K. Jessup olaydan dünya-dışı medeniyetleri sorumlu tutan bir kısım hikayeleri toplayacak; onu Donald E. Keyhoe “The Flying Saucer Conspiracy-Uçan Daire Tezgahı [1951)” ve Frank Edwards “Stranger Than Science-Bilimden de Garip [1959]” adlı ktapları ile takip edeceklerdir. Vincent H. Gaddis 1964 senesinde Argosy Dergisine yazdığı bir yazıda kullandığı(ki daha sonra Invisible Horizons-Görünmeyen Ufuklar adlı kitabında da tekrarlayacağı) “Ölümcül Bermuda Üçgeni” tabiri oldukça popüler olacaktır. Daha sonra yazılan kitapların Bermuda Üçgeni ile ilgili kısımlarında burası için “Şeytan Üçgeni” veya “Hoodoo Sea-Büyülü Deniz” tabirleri kullanılacaktır. “Invisible Residents-Görünmeyen Sakinler” (1970) adlı kitabın yazarı Ivan T. Sanderson, kayıp olaylarından deniz altında bulunan gelişkin teknolojileri olan bir başka medeniyetin sorumlu olduğunu iddia etti.

Konuyu ilk olarak enine boyuna ele alan ise John Wallace Spencer’ın “Limbo of the Lost-Kayıp Çıkmazı” (1969) adlmı eseridir ki, bu kitap 1973 senesinde yeniden basıldığında büyük bir okuyucu kitlesine kavuşacaktır. 1970 seesinde çevrilen dökümantasyonlu bir film ile yeniden üçgenden bahsedilmeye başlanacaktır. Ancak Bermuda Şeytan Üçgenini tüm Dünya gündemine oturtan gelmiş geçmiş en çok satan kitaplardan olan Charles Berlitz ve J. Manson Valentine’in 1974 senesinde yayınladıkları The Bermuda Triangle-Bermuda Şeytan Üçgeni adlı kitaptır. Ülkemizde de yayınlanan bu kitap sayesinde Türkiye’de de bu bölgeye ilgi gösterilmeye başlanacaktır. Aynı yıl yayınlanan Richard Winer’ın “The Devil’s Triangle-Şeytan’ın Üçgeni” ve John Wallace Spencer’ın “No Earthly Explanation-Açıklaması Yok!” Adlı kitapları korkunç satış rakkamlarına ulaşacaktır.

Açıklanamaz Kayıp Olayları
Şeytan Denizi denilen bölgede içlerinde USS Cyclops ve SS Marine Sulphur Queen gibi büyük transatlantik gemilerinin bulunduğu 200 ün üzerinde açıklanamayan kaybolma vakıası gerçekleşmiştir.

1942’de Christopher Columbus Şeytan Denizinde yaptığı seyahat sırasında gemi kayıtlarına enteresan notlar düşmekteydi. Gökyüzünde ve ufukta esrarengiz ışıklar görülmüştü. Gemi kayıtlarına “büyük bir ateş alevi”nin denize düştüğünü yazacaktır. Ayrıca 13 Eylül akşamı gemi pusulasının iğnesinin direkt olarak Kuzey Yıldızını göstermediğini fark edecektir.
Bir başka esrarengiz olay da 1872 senesinde gerçekleşecektir. Mary Celeste adlı gemi 7 Kasım 1872 Genova’ya gitmek için yola çıkacaktır. 4 Aralıkta Dei Gratia isimli bir başka tekne gemiyi görecek ve düzensiz seyretmekte olduğu fark edecektir. Gemiye yanaşarak çıktıklarında tamamen terk edilmiş olduğunu gördüler. Kurtarma sandalları gemi mükemmel bir durumda olmasına rağmen yerlerinde yoktu.

19ncu Filo’nun kaybolması Bermuda Üçgeni hakkındaki efsanenin doruk noktasını oluşturur. 5 Aralık 1945 günü Deniz Kuvvetlerine ait beş Avenger uçağı normal talim uçuşunda rutin rotalarında seyrederken Atlantik üzerinde gözden kaybolacaklardır. Bölgeyi iyi tanıyan ve deneyimli bir pilot olan Uçuş lideri Teğmen Charles Taylor Florida’daki kule ile kurduğu radyo bağlantısında garip bir mesaj gönderir: “Kontrol kulesi acil durum… rotadan çıktık… Galiba kaybolduk.. Nerede olduğumuzdan kesin olarak emin değiliz.” Kuleden “Batıya yönelin” emri gelince Taylor endişeyle şunları söyleyecektir: “Hangi yönün batı olduğunuz bilmiyoruz. Her şey yanlış .. Okyanus bile çok garip görünüyor”. Deniz Kuvvetleri onüç kişilik mürettebatıyla dev bir Martin Mariner araştırma uçağını filoyu aramak için kaldırdı. Ancak kurtarma uçağıda aynı rotaya girince kaybolacaktır. Ne filodan ne de kurtarma uçağından bir haber alınamayacak, bir iz bulunamayacaktır.

Bermuda Şeytan Üçgeni

27 Aralık 1948 günü Puerto Rico’dan Florida’ya uçan ticari bir uçağın başına da aynı son gelecektir. NC-16002 DC-3 Miami’deki üs ile irtibat kurdu ve 50 mil mesafede olduklarını iniş takımların açacaklarını bildirdiler. İrtibat Bürosu bir daha bağlantı sağlayamadı ve yaptığı tüm teşebbüsler boşa çıktı. 3 saat kadar sonra kayıp uçağın aranmasına başlandı. Sakin bir deniz ve açık bir havada ne uçaktan ne de yolcular ve mürettebattan iz bulunamadı.

Sır Perdesi Aralanıyor…

Yazılan makale ve kitaplar gerçek araştırmaların çok az ipuçlarını vermekteydiler. Dikkatli okuyucular bir kitapın yazdığı olay ve tarihlerin başkasında farklı gösterildiğini hayretle görmekteydiler. 1975 senesinde Larry Kusche adlı Arizonalı bir kütüphaneci kendi tabiri ile “üretilmiş esrarı” açıklayan ve hataları gözler önüne seren bir başka eser yayınlayacaktır. Ülkemizde de yayınlanan “The Bermuda Triangle Mystery-Solved-Bermuda Üçgeninin Sırrı Çözüldü” adlı kitabında yazar; diğer meslektaşlarının göz ardı ettiği tüm arşivlere ulaşarak sırrı açıklamaya çalıştı. Hava raporları, sigorta şirketlerinin olaylarla ilgili kayıtları, gazete kupürleri, Üçgenle ilgili tüm belgeleri ortaya çıkararak aslında ortada bir sır olmadığını anlatmaya çalıştı. Kusche’ye göre tüm halinde sır gibi görülen her olay münferit olarak incelendiğinde ortada hiçbir sır yoktu. Örneğin gerçekte fırtınadan batan bir gemi için Şeytan üçgeni yazarları bu kayıtları görmezlikten gelerek hayali hikayeler yaratmışlardı. Esrarengiz kayıplar birden normal batma ve denizde kaybolmalara dönüşüyordu. “Bir daha hiç haber alınamadı” denilen olaylarda enkazlar tespit edilmişti. Kusche kitabında kayıp olaylarını tek tek ele alıp hepsinin arkasındaki gerçeği ayrı ayrı anlatır. Ona göre her kayıp ayrı bir sebeb dayanmaktadır. aynı bölgede gerçekleşmiş olmaları sadece bir rastlantıdır ve birileri bu raslantıdan rant elde etmek için kitaplar yazmaktadır.

1975 senesinde Fate Dergisinin editörü olan Mary Margaret’e bir mektup gönderen Lloyd’s of London sözcüsü “Şirketimizin kayıtlarına göre 1955 senesinde tüm dünyada 428 geminin kaybolduğu belirtilmiş; ancak ‘Bermuda Üçgeni’de diğer bölgelere göre daha fazla kayıp olayı görüldüğüne dair hiçbir delil elde edilememiştir. Bu rapor Amerikan Sahil Güvenliğin 1958 senesine kadar geri giden bilgisayar kayıtlarında yapılan inceleme ile de desteklenmektedir” diye yazmaktadır.

Üçgen fikrini savunanların bir çok teorileri aslında bölgesel anomalilerdi. Gerçekte sanal bir suskunluk hakimdi. Berlitz ve diğer üçgencilerin izinden giden İngiliz yazar Paul Begg sırra yeni eklemeler yapacaktır. Begg ve Kusche’nin kitaplarında uzunca bir liste halinde hataları ortaya serilen Berlitz aslında Üçgene de hiçbir zaman gitme tenezzülünü göstermemiştir. Kusche onu bu konuda ağır biçimde eleştirecektir.

Şu aralar tekrar tabloid basın vitrinlerinde ara sıra görülmekle birlikte Bermuda Üçgeni tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir dönem insanlık için ani bir heyecan ve sansasyon yaratmış geçici bir heves olarak düşünülmelidir. 1970-lerin ortalarında benzeri bir imaj olan “Çiftlik Hayvanlarının Toplu Katliamı-Cattle Mutilations” bilinmeyeni araştıranların önünde yeni bir sır olarak açığa çıkacaktır.

Reklamlar