Archive for the ‘Uzayın Gizemleri’ Category

TV kanalı yayının canlı olması sebebiyle kesinlikle bir hile olmadığını açıkladı.

Ağustos 2010 tarihinde Canlı yayında arka planda aniden ortaya çıkan garip yaratığa dair aşağıdaki videoyu izleyin.

Yorum yazmayı unutmayın.

 

Bir süredir medyada 2012 yılında gerçekleşmesi ihtimali olan bir felaket haberi halka duyurulmaktadır. 21 Aralık 2012 ve devamında 2013 yıllarında meydana geleceği tahmin edilen Güneş Fırtınası Dünyayı dijital medeniyetten uzaklaştıracak mıdır?.. Bunun dışında etkisi ne olacaktır?

Bundan 150 yıl önce, çok güçlü bir güneş fırtınası Avrupa ve Amerika genelindeki tüm telgraf kablolarını kül etti ve tüm gökyüzü elektrik yüklendi. Güneşin son zamanlarda yeniden hareketlenmesi, bilim insanlarına dünyadaki modern çağın sonunu getirebilecek bir felaketin yaşanabileceği endişesi yaşatıyor.

Geçtiğimiz hafta Güneş’te yaşanan patlamalar, Dünya’ya doğru hareket eden elektrik yüklü gaz dalgalarının oluşmasına neden oldu. “Güneş tsunamisi” olarak adlandırılan olayın gerçekleştiği günün ertesinde, BBC “Aurolar” olarak bilinen Kuzey/Güney Işıkları’nın güneye doğru kaymakta olduğunu belirtti. Buradaki önemli nokta ise, Aurolar’ın da yüklü gaz parçacıklarından oluşması. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Son gelişmeler ışığında, Güneş tsunamisi ve Kuzey Işıklarının yer değiştirmesi gibi olaylar Dünya’nın manyetik alanını doğrudan etkileyebilir. Dünya’ya doğru ilerleyen yüklü gaz parçacıkları manyetik alanları bozabileceği gibi, Kuzey Işıklarının manyetik alanı Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşerek olumsuz gelişmelere neden olabilir.

Bundan 151 yıl önce yaşanan Büyük Güneş Fırtınası o kadar güçlüydü ki, 24 saat içinde Kuzey Amerika genelinde birçok noktada gökyüzü kırmızı, yeşil ve mor renklerle parlamaya başladı. Madenciler gecenin bir yarısı işe gitmek için uyandı, gazeteler Küba’ya kadar uzanan bir bölgede Kuzey Amerika’da gündüz yaşandığını yazdı.

MANYETİK ALANLARIN ÇARPIŞMASI

Gökyüzündeki bu parlaklığa, Güneş fırtınası parçacıklarının çok büyük bir ölçekte Dünya atmosferinin üst katmanlarıyla çarpışması neden oldu. Bu çarpışma o kadar etkiliydi ki, dünyanın dört bir yanındaki telgraf hatları kullanılmaz hale geldi, hatta kıvılcımlar saçarak yanmaya başladı. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Telgrafçılar, hatalara elektrik gönderen bataryaların kablolarla olan bağlantısı kesmesi de bu durumu engelleyemedi. Aurora’nın neden olduğu elektrik akımı o kadar güçlüydü ki, atmosferden yüklenen hatlar mesaj iletmeye devam etti. Tüm pusulalar saatlerce kuzeyi gösterecek şekilde kilitlendi.

Şüphesiz, 19’uncu yüzyılın ortasındaki insanlık, Güneş fırtınasının etkilerini bugünkü kadar iyi değerlendiremezdi. O yıl Mors alfabesi kullanan telgraf sistemi henüz 15 yıldan beri geçerliydi. Uydudan televizyon yayını, bankamatik, internet, cep telefonları, iPad, büyük elektrik şebekeleri GPS uydu yön bulma sistemi gibi teknolojiler hayal bile edilemezdi.

Ancak 1859 yılında insanlığın telgraf dışında yaygın telekomünikasyon sistemi kullanmaması, Güneş fırtınası felaketinden çok az zararla çıkmasını sağladı. Bugün ise, aynı şeyin yaşanması haline Dünya çok büyük bir bedel ödeyebilir.

YA BAŞIMIZA GELİRSE

Yaşandığı gün dünyadaki tüm telgraf hatlarını yakan bir Güneş fırtınasının benzerinin 2012 veya 2013’te yaşanması, bankacılık, iletişim, sağlık, bilgisayar, ulaşım ve milyarlarca insana elektrik ulaştıran enerji şebekelerinin çökmesine ve dünyanın kaosa sürüklenmesine neden olabilir.

Eskisinden daha şiddetli bir “Güneş parlaması”, günlerce, haftalarca, hatta aylarca sürebilecek bir taş devri dönemi başlatabilir. Bilim insanları, yaşanabilecek bir Güneş fırtınasının bir Güneş lekesinden doğacak patlamanın büyüklüğüne bağlı olduğunu belirtti. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Dünyayı sarsabilecek büyüklükte dev bir Güneş fırtınasının her 250 yılda bir gerçekleşme ihtimali bulunuyor. Ancak bilim insanları, bu tür bir fırtınayı taşıdığı elektrik yükünün Dünya’nın atmosferine çarpmasına birkaç saat kalana kadar fark edemeyeceklerini ifade etti.

Uzmanlar, buna rağmen birkaç yüz uyduyu yanmadan önce güçten kesebilecek vakit bulabileceklerini belirtti. Ancak, elektrik şebekeleri ve bilgisayar ağlarını çok büyük bir risk taşıdığını belirten bilim insanları, elektriğin günlerce kesilebileceğini, bilgisayar sürücüleri ve sunucuların hasar görmemesi için yeraltında yedeklenmesi gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde, çarpışan manyetik alanlarının oluşturduğu etkiden hiçbir şey kurtulamayacak. Bu yazı https://saklisite.wordpress.com adresinden alınmıştır..

Kaynak : Milliyet Gazetesi

Bilimadamları, dev yıldız “Betelgeuse”un hızlı şekil değiştirmesinin bir süpernova patlamasının işareti olabileceğini belirtiliyor. Kimi uzmanlara göre eğer patlama olursa evrene güneşinkine yakın ışık yayılabilir.

Rusya Uzay Ajansı “Roskosmos”un internet sitesinde yer alan habere göre, Hawaii’deki Mauna Kea yanardağının zirvesinde bulunan Keck Teleskobu vasıtasıyla ulaşılan verileri değerlendiren bilimadamları, Betelgeuse’nin son 16 yılda kutuplarından basılarak daha önce sahip olduğu yuvarlak şeklini hızla kaybettiğinin gözlendiğini aktardı.

Bilimadamları, dev yıldızda meydana gelen bu değişikliklerin; aylar, hatta haftalar içerisinde Betelgeuse’nin süpernova’ya dönüşeceğinin işareti olabileceğini öne sürüyor.Bazı bilimadamları, meydana gelecek patlamada yayılacak ışığın şiddetinin Ay’ın yansıttığı ışığa eşdeğer olacağını söylerken; kimi bilimadamları ise patlamanın çok daha parlak olacağını iddia ederek, Dünya’nın kısa süreliğine de olsa adeta iki “güneşi” olacağını savunuyor.

Patlamanın Dünya için tehlikeli olmadığını vurgulayan bilimadamları, patlama sonrasında oluşan zararlı parçacık dalgalarının yüzyıllarca sonra Yerküreye ulaşacağını belirtiyor.

‘BEYAZ GECELER’

Süpernova patlamasının 5-6 hafta süreceğini belirten bilimadamları, patlama zamanı yayılan ışık nedeniyle gezegenimizin bazı bölgelerinde, insanların “beyaz geceler”le tanışacağını (kutuplar ve yakınlarındaki aydınlık geceler), bazı bölgelerde ise gündüz aydınlığının 2-3 saat uzayacağını söylüyor.

NEBULA OLACAK


Patlamanın ardından Betelgeuse tamamen sönerek, insanlara bulutsu (Nebula) şeklinde görünecek.

YENGEÇ İKİ YIL PARLAMIŞTI

1054 yılında Çin ve Arap astronomlar tarafından kayıtlara alınan bir süpernova neticesinde oluşan Yengeç Bulutsusu (Crab Nebula), bize uzaklığının 6000 ışık yılı olmasına rağmen haftalarca Venüs’ten daha parlak görünmüş ve yaklaşık iki yıl boyunca da çıplak gözle izlenecek parlaklığa sahip olmuştu.

GÜNEŞİN BİN KATI

Yerküreye 500 ışık yılı uzaklıktaki Orion Takımyıldızı’nda yer alan dev Betelgeuse yıldızı, 4,5 milyar yaşındaki Güneş’e karşılık sadece birkaç milyon yaşında.

Güneş’in 1000 katı büyüklüğünde ve 100 bin katı parlaklığında olan Betelgeuse, Güneş Sistemi’nin merkezinde olsaydı büyüklüğüyle Merkür, Venüs ve Dünya’yı içine alarak Jüpiter’e dek uzanırdı.

Dev yıldızın yüzeyinde saptanan ortalama yüzey sıcaklığı, Güneş’in yüzey sıcaklığından 3 bin derece daha sıcak, 9 bin derece.

Kaynak : Milliyet Gazetesi İnternet Sitesi

Hubble teleskobunun, dünyanın 144 milyon kilometre uzağında görüntülediği bu objenin ne olduğunu bilimadamları açıklayamıyor!

Dünyadan 144 milyon kilometre uzakta tespit edilen P/2010 A2 ismi verilen garip objenin ne olduğu bilimadamları arasında tartışma çıkardı.

Mars ve Jupiter arasında göktaşı kuşağında yol alan kuyruklu yıldıza benzeyen objenin iki göktaşının çarpışmasıyla oluştuğu düşünülürken, Kaliforniya Üniversitesi’nden David Jewitt, “Bu iki göktaşının çarpışmasına dair yakaladığımız ilk görüntüler olabilir” diyor. Kuyruklu yıldıza benzese de, çekirdeğinin kuyruk kısmından ayrılmış görüntüsü sebebiyle Jewitt bunun daha önce gördüğü hiçbirşeye benzemediğini sözlerine ekliyor.

Bilimadamları, bu konu üzerindeki çalışmaların dünyaya çarpma ihtimali olan olası bir göktaşının nasıl yokedileceği konusunda yardımcı olabileceğini söylüyor.

Kimi teorisyenlere göreyse bu obje sadece bir gaz bulutu.

Tevratta kavimlerin uğradıkları gazaplar için ‘Tanrı’nın Eli Onların Üzerinde Ağır Oldu’ sözü kullanılmaktadır. Nasa Uzayda Tanrı’nın Elin Buldu. Hem de helak olmuş bir yıldızın oluşumunda..

Pulsarlar (Atarcalar) güneşimizden de büyük yıldızların patlamalarından sonra onlardan arta kalan parçaların ortaya çıkardığı göksel oluşumlardır. Bu cisimler kalp gibi attıkları için pulsar (pulsate – kalp atışı) adını almışlardır. Bunlar aynı zamanda kendi eksenlerinde hızla dönmektedirler. Bu dönmeler neticesinde güçlü manyetik alanlar oluşur. Kendi içine çöken yıldızlar öylesi büyük bir yoğunluğa ulaşırlarken ışığı bile bükerler.

Pulsarlar içinde en kendine has özelliği olan PSR B1509-58 isimli atarcadır. Chandra Röntgen Gözlemevi tarafında X ışınları vasıtasıyla alınan yukarıdaki Pulsar görüntüsünde düşük enerjili bölgeler kırmızı, bundan biraz daha yüksek enerjiye sahip bölgeler yeşil ve en yüksek enerjiye sahip bölgeler ise mavi renkte görünmektedir.

Bu Pulsarın ‘Uzaydaki Bir Eli’ hatırlatması sebebiyle NASA tarafında takılan lakabı ‘TANRI’NIN ELİ’ dir.

Fotoğrafta 150 ışık yılı boyunda ve galaksimize 17 bin ışık yılı(17.000×10.trilyon km.) uzaklıktaki göksel oluşum henüz genç bir atarca olarak biliniyor.

İşin en ilginci ise bu görüntü 17.000 yıl öncesine ait. Yani görüntü bize 17 bin yıl geriden geliyor.

http://chandra.harvard.edu/photo/2009/b1509/

İki buçuk futbol sahası büyüklüğündeki Apophis göktaşının Dünya’ya 2036’da çarpma ihtimali 45 binde birden 250 binde bire indi.

Dünya için bir iyi bir de kötü haber. Amerikalı astrofizikçiler, Apophis göktaşının 2036’da Dünya’ya çarpma olasılığının azaldığını belirtirken, aynı göktaşının 2068’de çarpması olasılığının ise arttığını bildirdi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) yeni hesaplamalarına ve yayımladığı sonuçlara göre, 2004’te keşfinden bu yana kamouoyunda büyük ilgi toplayan 2,5 futbol sahası büyüklüğündeki Apophis göktaşının 2036’da Dünya’ya çarpması olasılığı iyice azaldı.

NASA’nın California Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Steve Chesley ve Palu Chodas’ın yeni teknikler ve veriler temelinde yaptıkları hesaplamalara göre, 2036’da göktaşının Dünya ile çarpışması olasılığı 45 binde birden, 250 binde bire indi.

Çalışmalarını bugün Porto Riko’da yapılacak Amerikan Astronomi Birliği toplantısında sunacak olan astrofizikçiler, Apophis’in Dünya’ya 2029’da çarpması olasılığını yüzde 2,7 olarak hesaplamış, ancak daha sonraki hesaplamalar o yılda bir çarpışmanın olanak dışı olduğunu göstermişti. Buna karşın, göktaşı 13 Nisan 2029’da Dünya’dan sadece 22 bin 208 km uzaktan geçecek.

Bunun daha önce modern zamanlarda gözlemlenmediği ve bu uzaklığın iletişim ve meteoroloji uydularından biraz daha yakın olduğu belirtiliyor. Apophis’in 2068’de Dünya’ya çarpması olasılığı konusunda henüz bir veri açıklanmadı.

Apophis’in yörüngesiyle ilgili son hesaplamaların büyük bölümü, Hawaii Üniversitesi Astoronomi Enstitüsünden gökbilimci Dave Tholen ve ekibi tarafından yapılan gözlemler ışığında hayata geçirildi.

Bazılarına göre dünyamız herkese yetecek kadar büyüktür. Bazılarına göre dünya iki kişiye bile dardır. Aşağıdaki resimlerle yapılan karşılaştırmalara bakınca belki insanın acizliğini bir kez daha hisseteceğiz. Bu resimlere bakınca insan ister istemez “böylesi küçük bir toprak-misket parçası için bu kadar kavga ve dövüşe gerek var mı?” diye sormaktan kendini alamıyor.

Güneş ile Gezegenlerin karşılaştırılması

Pekiyi o kocaman ateş topu olan Güneş uzayda çok büyük bir cisim midir? Yoksa o da emsalleri ile karşılaştırıldığında kaba tabir ile ‘bit kadar’ mıdır? Aşağıdaki resme göre yorum sizin.

Bilinen Güneşlerin Karşılaştırılması