‘Zamanda Yolculuk’ Kategorisi için Arşiv

Fotograftaki Zaman Yolcusu?

Yayınlandı: 03 Kas 2011 / Zamanda Yolculuk

Eski resimlerde ve filmlerde dikkat çekmeyen bazı ayrıntılar artık insanların ilgisini çekmeye başlamıştır. Şarlo filmindeki garip davranışlı kadın haberini daha önce sitemizde yayınlamıştık. Şimdiki haberimiz bir fotoğrafla ilgili.

Kanada’dan yayın yapan Virtual Museum isimli sanal müze sitesinde yayınlanan aşağıdaki resimde sel felaketinden sonra yeniden inşaa edilen South Fork Köprüsünün açılışındaki kalabalığı görülmaktedir.

Resimde köprünün açılışını ilgi ile izleyen vatandaşların arasında genç bir adam hemen dikkat çekmektedir.

Bu adamın taktığı gözlük ve üzerindeki elbiseleri resmin çekildiği 1940 yılında kullanılmayan, modern şeylerdir. Matrixvari gözlüğü, üzeri yazılı tişörtü ve üstündeki süeteri yakın tarihlerin modasını yansıtır.

Fotoğrafdaki adamın zaman yolcusu olduğu iddia edilmektedir. Ancak bu görüşe karşı çıkanlar bu tür gözlükleri Babara Stanwyck’in 1920lerde oynadığı “Double Indemnity” isimli filminde de kullanıldığını, üzerindeki baskılı tişörtün spor takımı forması olabileceğini söylemektedirler. Ancak bu şahsın elindeki portatif fotoğraf makinesinin modern görünüşüne bir açıklama getirememektedirler.

Resimde elinde dijital fotograf makinesi tutan yabancı bir photoshop hilesi midir? Zaman Yolcusu mu? Yoksa üzerinde durulmaya değmez bir ayrıntıdır? Yorumu Saklısite ziyaretçilerine bırakıyoruz

1974 senesinde Romanya’nın Aiud ismli kasabasının 2 km. doğusunda bulunan metal cisim bilim adamlarını şaşırtıyor.

‘Aiud Kaması’ olarak adlandırılan bu metal parça yerin 35 metre altında mamut kemiklerinin bulunduğu bir tabakada ele geçirildiği iddia edilmektedir. Mamutların 33 milyon yıl önce yeryüzünde görülmaya başlandığı ve 11 bin yıl önce
ortadan nesillerini tükenmiş olması bu cismi olağandışı yapmaktadır. Cluj-Napoca Arkeoloji Enstitüsü tarafından
incelenen metalin 12 ayrı elementten oluştuğu ve üzerinin okside olmuş alüminyumla kaplı olduğu rapor edildi.

Alüminyumun üretimi 1808 yıllarına kadar mümkün olmamıştır.Alüminyumun üretemi için ancak yüksek fırınlarde elde edilebilecek ısılar gerekmekte ve laboratuvar ortamında bir takım kimyasal işlemler uygulanmaktadır(saklısite).

Mamut kemikleri ile beraber aynı katmanda bulunan bu kama en az 11 bin yaşında olmalıdır. Araştırmayı yapan bilim adamları cismin bir çekiç başını anımsattığına vurgu yapmaktalar. Bazıları ise bunu bir iniş takımının ayaklarına benzetmekteler. İkinci görüşü savunanlar metalin eski devirleri ziyaret eden bir uzay gemisinden veya zaman makinesinden düştüğü konusunda nerede ise hem fikirler.(saklısite).

 

SAKLI SİTE olarak cismin bir kama, çekiç başına benzese de öyle olamadığına inanmaktayız. Bu parça bir uzay gemisi veya yolcu taşıyan aracın iniş takım ayağı da olamayacak kadar zayıf metallerden yapılmıştır. Ancak dikkatlice resme bakılırsa bunu bir çekiç başı değil tank paleti gibi bir dişli sisteminin bir dişi olduğu anlaşılmaktadır. Eğer buluş gerçekse (-ki sergilenmiyor olması akla iki şeyi getirmektedir; bunlardan biri haberi asparagas olması, diğeri ise cismin klasik tarihleme kalıplarına uymayan milyonlarca cisimden bir olmasıdır) bizim Mars aracı Spirit’in bir benzeri on binlerce yıl önce dünyada geziniyor demektir(saklısite).

 

 

 

Charlie Chaplin’in 1928 yapımı ‘The Circus’ (Sirk) adlı filminin DVD’sinde bulunan görüntü görenleri şaşkına çeviriyor. Amerikalı bir ‘sinefil’ George Clark tarafından ortaya çıkarılan görüntüler, “Charlie Chaplin Box Set”in ‘Ekstralar’ bölümünde yer alıyor. Görüntüler, ‘The Circus’ın Hollywood prömiyerinde çekilmiş.

 

Bu kafa karıştıran görüntülerde, yaşlı bir kadın sol elini kulağına dayamış bir şekilde konuşuyor. Önünde yürüyen adam dışında konuşabileceği bir insan yok yaşlı kadının etrafında. Kadının yüz ifadeleri ve hareketleri, günümüzde aşina olduğumuz, yolda yürürken cep telefonuyla konuşan bir insan gibi.

 

ZAMAN YOLCUSU MU?

George Clark, bu görüntüleri 100’den fazla insana gösterdiğini ve hâlâ mantıklı bir açıklama bulamadıklarını söylüyor. Kimileri yaşlı kadının portatif bir radyo dinlediğini söylüyor ama bu konuşuyor olmasıyla çelişen bir durum. Kimileriyse kadının bir “şizofren” olabileceğini söylüyorlar. Kadının kendisini çeken kameradan yüzünü gizlemeye çalışıyor olması da ihtimal dahilinde.

İşin bir diğer boyutu da çoğu kişinin, bu yaşlı kadının bir “zaman yolcusu” olduğuna inanması!

400 yıllık mezardan yüzyıllık yüzük biçimindeki İsviçre saatini bulan çinli arkeologlar şaşkınlık içinde kaldılar.

Taşlaşmış İsviçre Saati

Küçük saat Şangsi kasabasında belgesel yapan iki gazeteci ve bir arkeolog tarafından ortaya çıkalımıştır.

“Tabutun etrafındaki kumu temizlemeye çalıştığımız sırada aniden yere küçük bir cisim düşerek metalik bir ses çıkardı” diyor müzeci Jiang Yanyu. “Cismi alıp incelediğimizde bir yüzük olduğunu anladık. Ancak üzerindeki kumu temizleyip daha yakından incelediğimizde ise bunun bir saat olduğunu hayretle gördük.”

Saat 10:06 da durmuştu. Haberi duyuran People’s Daily Gazetesi arkasında “Swiss”(İsviçre) yazısı kolayca okunmaktaydı diye yazıyor.

Mahalli uzmanlar Ming Hanedanlığı dönemine ait olan mezarın 400 yıl önce yapıldığını ve o tarihten sonra da kimse tarafından açılmadığını iddia etmekteler. Pekin’den gelecek olan arkeogların mezarda kazı yaparak saatin sırrını çözmeleri bekleniliyor.

Küçük Saatin Yandan Görünüşü

Bu haberin tamamen bir düzmece olduğunu söyleyenler var. Ancak çok ciddi basın organlarında habere ilişkin resimler yayınlanmakta.

Pekiyi haber doğru ise 400 yıldır açılmayan antik Çin mezarında 100 yıllık saatin ne işi var. Daha da önemlisi buraya nasıl geldi. Yoksa birileri zaman içinde yolculuk yaparken saatini mi düşürdü. Kimbilir?!!

Aşağıda mezardan çıkan saatini benzerlerine ait resimler bulunmaktadır:

Küçük Yüzük-Saat Reklamı

Melkisedek

Zaman içinde yolculuk mümkün müdür? Gerçekten böyle bir imkan varsa bunun metodunu bilip kullanan zaman yolcuları var mıdır? Pekiyi ya tarih kitapları bunlardan bahsediyorsa? Din kitaplarında bir kısım mucizelerin sebebi bu tür yolculuklarsa? Buna en yakın aday Hanok-Hızır-Melkisedek midir?

Melkisedek Eski Ahit olarak bilinen Yahudi Tevratının en esrarengiz kişiliklerinden biridir. Yaratılış bölümünün 17-20 ayetlerinden Kral Melkisedek’ten bahsedilir:

İbrahim Kedorlaomer’le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Şave Vadisi’ne gitti. Yüce Tanrı’nın kâhini olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi. İbrahim’i kutsayıp şöyle dedi: “Yeri göğü yaratan yüce Tanrı İbrahim’i kutsasın. Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı’ya övgüler olsun.”
Bunun üzerine İbrahim her şeyin ondalığını Melkisedek’e verdi.

Melkisedek ile ilgili ikinci bir ayette Zebur 110:4 de geçmektedir: Rab and içti, kararından dönmez: “Melkisedek düzeni uyarınca sonsuza dek kâhinsin sen!” dedi.

Melkisedek kelimesinin iki anlamı vardır. Melek ibranice de Kral anlamında kullanılır. Arapça’daki Malik gibi. “Tzedek” ise “doğru(luk)” anlamındadır. Yani Melkisedek “Doğruluk Kralı” demektir. Tevratta Melkisedek “Salem Kralı” ve “El Elyon Rahibi” olarak da geçmektedir. Salem isimli kent tüm aramalara rahmen henüz bulunabilmiş değildir. Bazılarına göre burada bahsedilen Yerusalem yani Kudüs’tür. El Elyon ise “yüce Tanrı” olarak tercüme edilebilir. Yani bahsi geçen İbrani Tanrısı’nın rahibidir.

İbrahim ve Melkisedek Karşılaşması
Levi soyundan gelen İbrahim Tevrat’a göre savaştan sonra Melkisedek tarafından kutsanır. İbrahim’de buna karşılık bu Krala onda bir hak(öşür) verecektir. Kutsayanın Kutsanandan üstün olduğu açıktır. O halde Melkisedek İbrahim’den daha üstün bir konumda ve Melkisedek rahipliği Tanrı katında Levilerden daha önde olduğu anlaşılmalıdır. O halde Melkisedek’in Peygamber ile Tanrı arasında bir yerde yer aldığı düşünülmektedir.

Savaştan dönen İbrahim’e Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap ikram eder. Ekmek ve şarabın Hıristiyanlar arasındaki anlamı açıktır. Ekmek İsa’nın eti ve şarap onun kanıdır. Salem diye bir kent de yoksa, kastedilen Kudüs Krallığı ise Melkisedek bir kısım Hıristiyan düşünür ve alimlerine göre İsa’dan başkası olamazdı.

Jacques Bergier ” Les Maîtres Secrets du Temps – Zamanın Gizli Sahipleri ” isimli kitabında Melkisedek ile Enoş peygamberi bir tutarak Melkisedek Rahipliğini zaman içinde yolculuk yapma yetisi bulunan gizli bir cemiyet olarak görmektedir. Ünlü yazar ve gazeteci Artuh Machen’in The Great Return – Büyük Dönüş kitabından bahseden Bergier Llantrisant Kasabasında geçtiği iddia edilen gizli bir ayinden ve devamında inanılmaz mucizelerden bahseder.

1917 yılında gerçekleştiği iddia edilen Llantrisant Kasaba Kilisesindeki törene kasabaya yabancı kişiler gelerek katılmış ve Kutsal Kase (Graal) töreninde kimsenin bilmediği kutsal antik Yunan dilinden dualar okunmuştur. Kilise kubbesindeki gül şeklindeki bezeme parlamaya başlamış, onun parıltısı civarda bulunan askeri birliklerin de dikkatini çekmiştir. Gece yarısı meydana gelen bu olaydan sonra elli kilometrelik bir alanda bir çok hasta mucizevi olarak iyileşmiştir. Yazar Arthur Machen kitabında bunlardan biri olan Olwen’in öyküsünü ballandıra ballandıra anlatır. Bergier öyküye biraz şüpheci bakmaktadır. Ancak ona göre bu olayın olmamış olması Melkisedek’in tarihsel bir kişilik olmadığı anlamına gelmez. Nasıl İsa’ya atfedilen bir kısım mucizeler aldatmaca olması İsa’nın tarihsel rolünü zedelemeyecekse bu olay da böyledir. Ona göre aldatmaca olsa bile Melkisedek inancını gösterir bir belgedir.

Melkisedek rahipliği Levi rahipliği ile karşılaştırılmaktadır. Leviler aslında büyücü-rahiplerdir ve demek ki, Melkisedek Rahipliği bu alanda Levilerden üstündür. Cadı öykülerinde adı geçen ünlü Salem Kasabasına bu adın verilmesi boşuna değildir. Bu ad ile kasabadak Cadıların diğerlerinden üstün bir konumda oldukları kastedilmek istenmiştir.

Melkisedek bize zaman içinde yol alan ve sonsuza kadar yaşayacak bir kraldan ve onun icraatlarından bahseden bir öyküdür. Aslında hiç de İslami olmayan Hızır Peygaber olayını çağrıştırır. Bazılarına göre Melkisedek tarihte hep yaşayan bir kişiliktir. Bir kısım okultiste göre ise bu bir kraldan çok zaman yolculuğu yapmayı bilen ve kendisine saklayan gizli bir kardeşlik cemiyetinden başka bir şey değildir. Bu fikri savunanlar dolaylı yollardan Gül-Haç yapılanmasından dem vurmaktadırlar. Jacques Bergier gibilerine göre Michael Scot, Leonardo da Vinci, Roger Boskovich, Saint Germain Kontu ve hatta ölümsüz çin imparator Fo-Hi bu yapılanma ve inanç sisteminin üyeleridir.