‘Vampirler’ Kategorisi için Arşiv

Korku Edebiyatın en önemli temalarından bir Vampirlerdir.  Vampirlerin edebiyat, sinema ve sanattaki varlıkları inkar edilemez. Ancak gerçek Dünya’da bir dönem yaşayıp yaşamadıkları, günümüzde halen var olup olmadıkları sıklıkla sorulan sorulardandır…

Vampir

Kim tam olarak gömülmez ve ruhunun cennet veya cehenneme gideceğine inanmazsa o insanların tabutları içinde ölmeden kalacaklarına dair batıl bir itikat bulunmaktadır. O yüzden bu kimselere ‘yaşayan ölü’denilmektedir.

Boyun derisinin altından ısırarak, kurbanlarının kanını içerler. Böylece kan vampirlerin vucudlarını korur.

Ancak kalplerine bir kazık çakıldığı takdirde bu korkunç yaratıkları öldürmek mümkün olabilmektedir. Bunun yanında gümüş kurşun veya güneş ışığı veya haç da aynı işe yarayabilmektedir.

7 nci çocuğun 7 nci çocuğunun vampir olacağı inanışı da yaygındır.

Eğer bir kedi ceset üzerinden atlarsa İngiliz inanışlarına göre vampire dönüşür. Romanya’da da aynı inanış hakimdir. Bunu engellemek için cesedin avucunun içine bir demir parçası koyulur.
Cenin zarı ile veya dişli olarak doğan bebeklerin vampir olduğu ve ölü doğan çocukların vampirlere dönüşeceği anlatılır.
Ölünün bedeni aynada görülürse,
Birisi vampir tarafından ısırılırsa
İntihar edenlerin
Aniden ve işkence çekerek ölenlerin
Mezar üzerinden atlayan vahşi köpeklerin vampirleşeceği düşünülür.
Tabutu üzerinde hiçbir düğüm bırakılmamalıdır. Çünkü düğüm veya ip cesedin cürümesini engelleyerek ölünün bu dünyadan diğer aleme geçişini engeller .

Vampirler gerçekten de var mıdır ???

Şüpheciler ve bilim adamaları aksini söylemelerine rağmen bugün bile Dünya üzerinde binlerce insan vampirlerin varlığına inanmaktadır.

Eski zamanlarda insanlar, daha batıl ititaklı oldukları için açıklayamadıkları bir çok olayı vampirlerin varlığının delili olarak görürlerdi.

Bu olaylar genellikle mezarlık cıvarlarında gelişirdi. Geceleri mezarların içinden korkunç sesler duyarlar ve kabirlerin cıvarlarında dolaşan garip şekiller görürlerdi.

Sabah araştırdıklarında bazı mezarlarıboş ve terk edilmiş bulurlardı! Kanı vucutlarından çekildiği halde bir türlü cürümeyen cesetler bulunurdu. Bunların vampir oldukları kabul edilirdi! Belki de yaşayan ölülerin kurbanları olduğu sanılırdı.

Mevsimsiz ve vakitsiz ölümler geçmişte ve günümüzde sıklıkla görülmektedir.

Nadir görülen ve katalepsi denilen hastalık kurbanlarını bir süre hareketsiz bırakarak onlara ölü izlenimi vermektedir. Bu hastalığa yakalanarak gömülen insanlar bir süre sonra tabutta kendilerine gelerek açlık veya havasızlıktan ölürlerdi. Hayatta kalan pek azı belki de yaşayabilmek için kendi bedenlerini yemiş olabilirler. …belki de tabut ve cesetler üzerine görülen diş izleri ve kanlar bu kimselere aittir.

Mezarlarında kaybolan bazı cesetlerin veya organların organ tüccarlarınca tıbbi deneyler yapan doktorlara satıldığı da düşünülebilir.

Gerçek vampir (desmodus rotundus tropikal Amerika’da yaşayan sağ fotograf karesinde görülen kanla beslenen bir yarasa olduğu bilinmektedir.

Reklamlar

Vampirler (2) – Çinli Vampirler

Yayınlandı: 24 Eki 2009 / Vampirler

Tanrılar Çıldırmış Olmalı seri filminin birinde Afrikaya düşen bir uçak içersinden iki çinli ve bir Çinli vampir dede çıkar. Çinde sıklıkla anlatılan Çinli Vampirlere ait öyküleri Batıda ancak bu filmin gösteriminden sonra duyulmaya başlanır. Vampir edebiyatının en yaygın olduğu ülke sanıldığının aksine Transilvanya değil Çin’dir

Jiang Shi ya da Çinli Vampir

Doğu da vampirler Jiang Shi (yani Sertleşmiş Bedenler) olarak bilinirler

Bunların bir çoğu eski hanedanlık üniformaları(cüppeleri) giymektedirler.

Uçabildiklerine ancak iki bacakları üzerinde zıplayarak dolaştıklarına inanılır.

Batıdaki vampirler gibi onlarda kan içerek hayatta kalabilirler ve böylece doğaüstü güçler edinirler.

Çinli Vampir

Çinli vampirlerin en karakteristik özellikleri tırnakları yerine ellerinde uzun siyah çivilere sahip olmalarıdır.

Efsaneye göre kim nefesini tutacak olursa vampir onun nerede olduğunu tespit edemeyecektir (O halde vampirlerin gözleri neye yarar orasını Tanrı bilir).

Onları ancak Yüksek Rahipler sınıfından biri alınlarına büyülü cümlelerin yazılı bulunduğu bir yazıyı yapıştırarak durdurabilir. Güneş ışığı bunları da bir küle dönüştürür veya öldürmek için kalplerine bir kazık çakmak gerekmektedir.

Ayrıca bunların kara büyü(voodoo-vudu) kurbanları veya mezarına şimşek çarpmış insanlar olduklarına inanılır.

1611 senesinde Macar kontesi Bathory’li Elizabeth 650 genç kızı katlettirdiğinden dolayı kalenin bir odasına kapatılıp üzeri tuğla ile örtülerek cezalandırıldı. Kurbanlarını kanları içinde banyo almak için öldürmekteydi. Çünkü bu zavallılarını kanlarının kendi vucudunu gençleştirip güzelleştirdiğine inanmaktaydı.

BathoryOldukça kibirli olan kontes bütün Avrupa’da meşhur olan güzelliğinin solmasından ölesiye korkmaktaydı.

Bir keresinde hizmetçilerinden birine o kadar hızlı bir tokat atmıştı ki, genç kızın kulağından çıkan ve kontesin üzerine sıçrayan kanın derisini daha yumuşttığını hayretle fark ederek bu büyülü tedaviyi keşfetmişti. Böylece hizmetçiyi öldürterek kanıyla tüm bedenini yıkamaya karar verdi.

Hizmetçiyi boğazlatıp kanını bir tüpe doldurttu, daha sonra hafif ısıtarak içinde duş aldı.

Kanın Kontesi

Bu caniliğin sürdüğü on sene içerisinde para ve iş verileceği vaadi ile kandırılan yüzlerce genç kız kaleye alınarak orada katledildi ve kanları alındı.

Elisabeth Bathory

Zavallı kurbanlar bir hücreye kapıtılarak türlü iskencelerle vucutlarındaki son damlasına kadar kanları çıkarılarak, sabah güzellik banyosu yapacak olan kontes için hazırlanıyorlardı.

Önceleri kale duvarları arkasında sürdürülen bu cani çalışma daha sonra halk içerisinde kulaktan kulağa anlatılmkaya ve Kontesin Kanlı şöhreti diğer ülkelere de yayılmaya başladı. Kralın görevlendirdiği bir grup yargıç ve asker kaleyi bir gece ansızın batı ve öncelikle hizmetçiler ile Kraliçeyi ele geçirdi. Sarayın her tarafı arandı ve insan cesetleri çıkarılmaya başlanınca Kraliçe bir hücreye hapsedildi. Yargıçlar önce hizmetçileri sorguladı. Anlattıkları öylesine tüyler ürperticiydi ki, mahkeme çok sürmeden hizmetçiler duruşma salonda öldürülerek cezalandırıldı.

Kraliçe de bir süre için hücresinde kaldı. Bu dönem içinde güzelliği görmeye gelen bir çok asilzade kaleyi ziyaret etti. Daha sonra Kraliçe ifadesi alınarak sürgüne gönderildi. Burada hayatının kalan kısmını tek başına geçirecek ve sırrıyla birlikte ölecektir.

Son 20 yıl içinde keşfedilen ve halk arasında Drakula hastalığı denilen ender görülen rahatsızlık Vampir Efsanesinin arkasındaki gerçek olabilir mi?

Drakula

1982 senesinde British Colombia Üniversitesi profesörlerinden David Dolphin vampirlere ilişkin tıbbi bir açıklamada bulunmuştur..

Profesör vampirlerin gerçekte doğuştan var olan ve porforya denilen kanda demir eksikliğinden kaynaklanan bir hastalığın kurbanları olduğuna inanmaktadır. Bu hastalığa danha sonra ‘Drakula hastalığı’ denilecektir.

Bu hastalığı taşıyan metabolizmalar kanda bulunan porfirin ile demiri birleştirememekte böylece kanın hemogrobin pigmentleri zarar görmektedir.

Bunun sonucu olarak içerisinde demir bulunamyan profirinler deriye nufuz etmek ve güneş ışığı bu insanların üzerine vurduğunda yaralar açmak ve cildi tariş ederek çirkinleştirmektedir.

Böylece kurbanlar gün ışığından kaçarak geceleri dolaşmaya başlarlar.

Hastalığın bir başka neticesi de diş etlerinin sıkışarak dişleri dışarı doğru çıkartması ve hastaların vampirlere benzer bir ağız yapısına sahip olmaladır.

Tahrip olan kan hücrelerinde demirin çözülmesiyle kurbanları için bu hastalık öldürü olabilmektedir.

Bir başka ilginç rastlantı da SARMISAĞIN bu hastalar için kanı tahrip eden bir enzim içeriyor olmasıdır!